Elli Adet Cinayet İşledim!

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

Tüm Yazıları

Selim Çürükkaya / 2003 yılında Türkiye devleti benim hakımda İnterpol’e bir suçlama listesi göndermiş ve adımı kırmızı listeye geçirmiştir. Bu listeye göre, tam olarak 50 kişi öldürmüşüm. Bu 50 kişiyi 1991 ile 1996 arasında katletmişim. Her ne hikmetse Türk devleti bu eylemleri yaptığım tarihlerde beni aramıyor, İnterpol’e hakkımda bilgi de vermiyor, kendi mahkemelerinde hakkımda bir tutuklama kararı da çıkarmıyor. Bekliyor, 2003 yılında memleketin dört bir bucağında işlenmiş cinayetleri, o tarihlerde  memleketin toprağına ayağı deymemiş benim haneme yazıyor.

Peki neden olabilir?

Bunun nedeni itirafçı / iftiracı Abdullah Öcalan’dır. Abdullah itirafçı /iftiracı olarak 1999 da Türkiye’ye döndü. Efendilerine dedi ki, “Efendim, ben geldim, sizinle birlikte çalışacağım, ama bazı sorunlar, yani prüzler var. Benim ne olduğumu fark edenler mevcut, onlar kendilerine PKK Vejin (yeniden PKK) adını takmışlar, yani onlar Kürt yurtseveleri ve bir Kürt devleti kurmak istiyorlar. PKK kurulduğundan beri ben PKK maskesi yüzüme takarak bunlarla savaştım. PKK yi kendi emirlerimle  terörist yaptım.  İnanın ben sizden daha fazla PKK li öldürmüşüm! Kalanların çoğu Almanya’dadır. Çürükkaya’lar başta olmak üzere, Alman’lar bunları eğitir, Amerika’lıların Berzani’lere kurdurttuğu gibi, Almanlar’da bunlara bir Kürt devetçiği kurdurtmak istiyor. Bundan dolayı siz bunların üzerine bizim işediğimiz cinayetleri  geçirin ki, hareket etmesinler ve siyasi bir kimlik kazanmasınlar” demiştir. (1) Türk devleti kendi itirafçısını dinleyerek bu rezalete baş vurmuştur.

Buyrun buradan:

TC nin İnterpole sunduğu rapordan: Haziran 1991 de Muş ile Bingöl arasındaki yolda tütün yüklü 4 Kamyonun ateşe verilmesi ile yolu ulaşıma kapatmak, 

 

Selim Çürükkaya’nın cevabı:

  • ( 1991 Haziran ayının başında, ben Meriç Nehri üzeri, kaçak yollardan Yunanistan’ a geçtim. Türkiye hududundan Atina’ya varmak için bir trene bindim. Atina’da bir kaç gün kaldım. Buradan Lavrion Kampına ulaştım. On gün kadar bu kampta kaldım. Sahte pasaportumu yaptırınca, bir taksi ile Selanik’e, oradan Belgrad’a gittim. İki gün Belgrad’da kaldım. Bilet işlerimi ayarlayınca, Şam’a uçtum. Bu yolculuğumu bundan 24 Yıl önce kaleme aldığım “Apo’nun Ayetleri” adlı kitabımda detaylı olarak anlattım. Ben hem Yunanistan’dayken, hem de Muş ile Bingöl arasındaki karayolunda nasıl tütün yüklü kamyonu yakabilirim?
    Nasıl yolu ulaşıma kapatabilirim?)

 

  • Ağustos 1991 de güvenlik güçlerine karşı sılahlı saldırıya geçmek, akabinde ise bir askeri öldürmek,

 

  • (1991 in haziran ayının sonundan beri  Lübnan’nın Barelias kasabasına yakın PKK nin eğitim kampındaydım. Yine “Apo’nun Ayetleri “adlı kitabımda günlük olarak bu yazılıdır. Ayrıca bu tarihte bu kampta “Zindan Konferensı” adı verilen ve bir ay kadar süren toplantılara her  gün rutin olarak katılmıştım. Türkiye’de de yayınlanan Abdullah Öcalan imzalı “Zindan Konferansı” adlı kitapta benim haziran ayında Bekaa’da kaldığım belgelidir. Ben hem Beka vadisinde iken, hemde bilinmeyen bir yerde güvenlik güçlerine nasıl saldırırım ve de nasıl bir askeri öldürebilirim?)

 

  • Eylül 1991 de Muş Diyarbakır arasındaki yolda roketle güvenlik güçlerine ait 2 panzer aracına saldırmak,

(1991 yılının Eylül Ayında Bekaa vadisin de idim. Kanıt, Kitabım “Apo’nun ayetleri”dir. Hem Bekaa da iken hem Türkiye’nin bilinmiyen bir yerinde panzer araçlarına saldırmam bir komedidir sadece!)

  • Eylül 1991 de Diyarbakır’ın Lice ilçesinde güvenlik güçleriyle çatışmak,

 

  • ( Eylül ayında Bekaa vadisinde olduğuma dair, yazılı ve resimli kanıtlarım vardır. Hem Bekaa’da olmam, hem de hayatımda hiç gitmediğim, bilmediğim Lice’de asker vurma özelliklerine sahip olmadığımı çok iyi biliyorum. Keşke Tanrı bana öyle bir yetenek bahş etseydi! Cebrail Aleyhiselam gibi olurdum vallahi)

 

  • Aralık 1991 de Muş’un Selisepi dağında güvenlik güçleriyle çatışmak,

 

  • (Aralık 1991 de Bekaa vadisinde Mahsum Korkmaz Akademisi’nin yönetiminde görev yapıyordum. Ve oradaki gerilla adaylarına siyasi dersler veriyordum. Türkiye’de Doz yayınlarında yayınlanan “Apo’nun Ayetleri “adlı kitabım okunursa oradan kolaylıkla anlaşılır. Aralık ayında ben Bakaa’daydım, Muş’ta muhtemelen bir metre kar vardı. Ve ben lekansız olarak Bekaa vadisinden nasıl Muş’a gider, orada askeri güçlerle çetışmaya girip nasıl geri dönerim?)

 

  • Mayıs 1992 de Muş’un Selisepi dağında güvenlik güçleriyle çatışmak,

 

  • ( Ben 07 Mart 1992 tarihinde Şam hava alanında uçağa bindim, aynı gün Frankfurt hava alanına indim. Ve Mayıs Ayının hemen başında Almanya’nın Bonn kentine bağlı Brül Kasabasında iltica ettim. Almanya’da ilticacıyken, pasaportum yokken, Muş’un adını bilmediğim dağına nasıl çıkmışım?
    Güvenlik güçleri ile niçin çatışmaya girmişim?
    Ardından Almanya’ ya nasıl dönmüşüm?)

 

  • Haziran 1992 de Diyarbakır ın Dorçin dağında güvenlik güçleriyle çatışmak,

 

  • (Haziran 1992 de  Almanya’da ilticacı idim. Daha pasaport alamamıştım. Yeni ülke gazetesinde köşe yazarlığı yapıyordum. Almanya’nın veya Avrupa’nın her tarafında “Kürdistan Ulusal Meclisi” ile ilgili toplantılar düzenliyor ve bu toplantılara konuşmacı olarak katılıyordum. Bunun görüntüleri var, kasetleri var, resimleri var, yazıları var. Avrupa’da konferanslar düzenleyen bir adam, hem de nerde olduğunu bilmediği Dorçin dağında  çatışmalara nasıl katılıyor. Tuhaf!)

 

  • Ağustos 1992 de Bingöl ün Genç ilçesinde yol kesmek ve güvenlik güçleriyle çıkan silahlı çatışmada 6 askeri öldürmek,

(Ağustos 1992 tarihinde Almanya’da idim. Dusseldorf’ta Berxwedan Gazetesin’de çalışıyordum. Haftalık köşe yazıları yazıyordum. Yine Kürdistan Ulusal Meclisi ile ilgili toplantılara katılıyordum. Şu anda elimde buna dair çok kanıtı var. Genç’ te yol kesmek, altı tane asker öldürmek, hemen ardından Düsseldorf a dönüp gazeteclik yapmak biraz zordur, değil mi?)

  • Ağustos 1992 de Bingöl’ün Genç ilçesinde yol yapan  7 Orman işçisini kurşunlayarak öldürmek,
  • (Ha anlaşılıyor ki Ağustos ayında Genç ilçesinde bir hayli faalım. Yani maşallah Rambo gibiyim ha! Aynı ay içinde altı adet asker öldürdükten sonra bunu yeterli görmemiş, yol kapatmış ve yedi adet orman işçisini kurşunlayarak öldürmüşüm. Böylece sayıyı 13 e çıkarmışım. Ve Hamit Kankılıç’ın kulakları çınlasın, ‘yeraltı motorsikletime binerek’ Alman’ya ya dönmüş, kanlı elbiselerimi çıkarmış, gazeteciliğe devam etmişim…)

 

  • Eylül 1993 te Bingöl ilinin „Asmakaya” mıntıkasında askeri bir birime yönelik yapılan silahlı saldırı,

 

  • (5 temmuz 1993 tarihinde Barelias Kasabasında PKK nin cezaevinden firar edip Beyrut’a gitmiştim. Eylül 1993 tarihinde Kızılhaç ve Birleşmiş Milletler denetiminde Lübnan’ın Hasrun kasabasında bir kilisede kalıyordum. Bunun isbatı “Apo’nun Ayetleri” adlı kitabımda mevcuttur. Kızılhaç ve Birleşmiş Milletler’in Lübnan bürolarının kayıtlarında bu tarihlerde orada kaldığımın belgeleri mutlaka vardır. Onlar bana yardım ve yaltaklık yaptıklarına göre bu saldırıyı Kızıl Haç ve Birleşmiş Milletler’in talimatıyla yapmış olamayayım mı? Bir düşünmem gerekiyor!)

 

  • – Nisan 1994 te Amanos bölgesinde güvenlik güçleriyle çatışmak,

 

  • (Bu tarihte ben ile eşim Aysel, PKK örgütünden ayrıldığımız için, Almanya’dan Faransız Alpler’ine gitmiştik. Nisan ve Mayıs Aylarında Longo Mayi örgütünün misafiri olarak tam iki ay onların çiftliğinde kalmıştık. Bu koparatifin bütün üyeleri tanıktır ki; biz 1994 Yılının Nisan ve Mayıs ayında Alpler’deyedik. O döneme ait pek çok resim albümümümde mevcuttur. Hem Fransız Alp’lerinde olmam, hem de Amanos’larda askerle çatışmam mümkün olmadığına göre bu raporu yazanlar açıkça yalan söylüyorlar.)
  • Haziran 1994 te Adıyaman ın Gerger ilçesinde güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girmek,

 

  • ( Maşallah Evliya çelebi gibi beni dolaştırmışlar. Amanoslar’dan Adıyaman Gerger’e göndermişler. Orada beni askerlerle çatışmaya sokmuşlar. Bereket ki burada ölü yaralı yoktur, sadece çatışma olmuştur. Oysa ben bu tarihte Bremen’de bir evin çatı katında, “Apo’nun ayetleri”ni daktiloya çekiyordum. Ve karar almıştım, dışarı çıkmıyordum. Çünkü o günkü ortama göre, kitap yayınlanmadan kimselerin beni öldürmemesi gerekiyordu. Tedbir olarak dışarı çıkmama ve üç kişi dışında kimselerle görüşmeme kararıma bağlı kalıyordum.)
  • Ağustos 1994 te Adana’da güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girmek, ve bu çatışmada bir askeri öldürmek,

(1994 Haziran ayının sonunda, ben ile eşim Aysel, uçak biletlerimizi aldık. Hamburg’ dan Stokhol’me gittik. Burada tanıdıklarımızın aracılığıyla bir ev kiraladık. Yerleştik… Ağustos ayının başında, cezaevi arkadaşım Lalaş Qaso’ nun evine gidiyorduk. Her gün düzenli olarak “Apo’nun Ayetleri”ni bilgisayara çekiyorduk. Eylül ayına kadar Stokholm’de kaldık. Kitabı baskıya verdik. Basım işi tamamlanınca, başka bir ülkeye ulaşması için kargoya teslim ettik. Eylül ayının ortasında tekrar Almanya’ya döndük. İsveç’ e gidip gelme uçak biletlerim, o dönemi anlatan video çekimlerim, 14 Temmuz yayınlarını kurma belgelerim hala arşivimde mevcuttur. Stokholm’de BBC ve Milliyet gazetesi Muhabiri Ali Rıza Yurtsever’e roportaj verdim. Resimler çektirdim. Taaa Stokholm’ den Adana’ya gidip bir asker öldürmek, tekrar geri dönmek biraz zahmetli bir işe benzemiyor mu sizce? Değmiyor yani demek istiyorum!)

  • Ocak 1995 te Dörtyol bölgesinde ki arazide 4 avcıyı öldürmek,

 

  • (Bu tarihlerde Almanya’ da idim. 12.10. 1994 günü Bremen’ de “Apo’nun Ayetleri”ni okuyan Kürt okuyucular saldırıya uğradı. F.K adlı Bingöl’lü bir okuyucu komalık oldu. Alman sol gazetesi bu konuyu haber yaptı. http://www.taz.de/!1538960/ Abdullah Öcalan’ın kontrolündeki PKK, benim yazdığım kitapları okuyan kişileri bile ölümle cezalandırırken ve bu konular alman gazetelerine yansırken, nasıl oluyor da ben PKK gerillası olarak Dört yol bölgesinde, ava giden dört avcıyı avlayarak öldürebiliyorum? Ava giden avlanır misali)

 

  • Nisan 1995 te Dörtyol bölgesinde bir köye yapılan silahlı saldırıda 7 köy korucusunu öldürmek,

 

  • (1995 Nisan Ayının başından  mayısın sonuna kadar ben Eşim Aysel, Alman yazar Günter Wallaraf’ın misafiriydik. Günter’in Bonn’a bağlı Onkel kasabasında, Ren Nehri kıyısında bir şatosu vardı. Biz iki ay kadar burada misafir olarak kaldık. Hala Günter,  evine giden misafirlerine üç odasını gösteriyor, birisinde Selam Rüşti, birisinde Aziz Nesin, birisinde Selim Çürükkaya kaldı diyormuş! Peki nasıl oluyor da ben Nisan Ayında Günter’in evindeyken Dörtyol mıntıkasında 7 Köy korucusunu öldürüyorum? Bir de Dört yol mıntıkasında köy korucuları var mıy dı? Onu da bilmiyorum? Yoksa olmayan köy korucularını mı öldürmüşüm? Öyle yalancı bir devlet var ki karşımızda, Ölmeyen korucuları bile adama öldürtürler!

 

  • Haziran 1995 te Dörtyol bölgesindeki arazide yapılan silahlı bir saldırıda 4 köy korucusunu öldürmek,

 

  • ( Nisan ayında Dört yol’da yedi köy korucusu öldürdükten sonra, demek ki dönmemişim, Günter Wallraff’ı uyutmuşum, Haziran’ı beklemişim. Gelmişken bir kaç kişi daha öldürüp öyle döneyim demişim, dört köy korucusunu daha ödürmüşüm. Burada artık yeter demiş, bölge değişmişim.!)

 

  • Haziran 1995 te Osmaniye – Zorkum mıntıkasında 3 sivili öldürmek,

( Dört yol’ dan Osmaniye’ye geçmişim, buraya gelmişken boş elle dönmeme babından üç tane sivil daha öldürmüşüm ve Almanya’ ya gizliden dönmüşüm!)

  • Nisan 1992 de Şırnak ilinin Uludere ilçesinde Taşdelen askeri birliğine karşı yürütülen silahlı saldırı,

(Nisan 1992 de Almanya’ da Berxwedan, gazetesinde çalışıyordum. Taşdelen karakolu baskınının video kasetini biri bana getirdi. Ben onu Hamburg derneğinde oturanlara izlettim. Ve yeni ülke gazetesinde “Bir Kürt televizyonu kurmak” adlı bir makale yazdım. Malesef Almanya’da olduğum için bu karakolun baskınına katılmak nasip olmadı!)

  • Temmuz 1995 te Hassa bölgesindeki bir köye yapılan silahlı saldırıda 8 kişiyi öldürmek,

( Bu raporu hazırlayanlara göre haziran 1995 te, Osmaniye’de üç kişi öldürmüşüm. Oradan Hassa’ya geçmişim. Ama bu Hassa bölgesi nerededir, bilemiyorum! Bu bölgede bir köye silahlı baskın düzenliyorum ve sekiz adet köylü öldürüyorum. En iyisi ben bir Gooogleye sorayım; Osmaniye ile Hassa arasında ne kadar uzaklık var, yaya mı gitmişim, arabayla mı, onu öğreneyim! Baktım fazla uzak değildir. Osmaniye’den Erzin’e, oradan Dört yol’a, oradan da Hassa’ya geçmişim! Uğramışken sekiz köylüye  daha kıymışım! Ne olacak ki altı üstü sekiz köylü? Fazladan bir kıymeti harbiyeleri yoktur demişim! İşimi bitirmiş ve gitmişim..)

  • Ağustos 1995 te Samandağı bölgesindeki maden işletmesine yapılan saldırıda gündelikli 9 maden işçisini öldürmek,

 

  • ( Yukarıda, İnterpole sunulan raporda Ağustos 1995 te dokuz maden işçisini öldürüldüğüm yazılmaktadır. Google aracılığıyla yaptığım araştırmada işçiler hakkında şu bilgilere rastladım. “Eylül 1995 tarihinde, Hatay’ın Samandağ ilçesi Seldiren köyü yakınlarındaki bir maden ocağını basan PKK’lılar 9 madenciyi kurşuna dizdi. İşçilerden 8’i yaşamını yitirirken, biri yaralı olarak kurtuldu.” Ağustos ile Eylül’ü bir birine karıştıracak kadar kör olan memurlar, beni Hassa bölgesinden Saman dağına yollamışlar, ‘Hassa da 8 köylüyü öldürdün bari burada da 9 işçi öldür, işçiler ile köylüler arasında bir eşitlik sağlansın.’ demişler sanki. Googlenin belirtiğine göre işçilerden biri ölmemiş, sekizi ölmüş. Böylece Hassa’da sekiz köylü, Saman Dağın’da sekiz işçi öldürmüşüm ve eşitlik sağlanmış! Nasılım ama, adalete bak!)

 

  • Eylül 1992 de Hakkari ilinin Şemdinli ilçesinde ki „Derecik“ askeri birliğine yapılan silahlı saldırı,

 

  • (Raporu yazanlara göre Ağustos 92 de Bingöl’ün Genç ilçesinde 7 orman ilçisini öldürmüşüm, aynı rapora göre aynı yılın eylül ayında Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde askeri birliğe silahlı saldırı düzenlemişim. Bu kadar süre zarfında Bingöl’den Şemdinli’ye nasıl gittim, ben de anlamadım! Önemli değil, herhalde sınırı geçerken askeri birliğe bir salvo atışı yapmış olabilirim. O kadar işçi köylü öldürmüşken, askerelere iş olsun diye bir iki kurşun sallamışım. Bunda ne var ki?”)

 

  • Ağustos 1991 de Hakkari ilinin Şemdinli ilçesinin „Samanlı” askeri birliğine karşı yapılan silahlı saldırı.

(1991 Ağustos ayında Bekaa vadisindeydim. Hem fotoğraflarım var, hemde “Apo’nun Ayetleri”nde tutulan günlük var. Rapor’u hazırlayanlara göre Haziran Ağustos 1991 de Muş ve Bingöl taraflarında eylemler yapıyorum, yine aynı ay içinde bu kez Şemdin’lideyim. Anlaşılıyorki bu adamların harita bilgileri de yok. Bir gerilla o dönemde asla arabayla yolculuk yapmaz. Helikopteride yok, aynı ayın içinde yaya dolaşan gerilla hem Bingöl’de, hem Şırnak’ta, hem de Muş’ta olamaz.
Ama yalan gerçeğin yerini alınca, Selim’ de Ezrail oluverir! Her an başka bir yerde hazır ve nazırdır)

(1)  https://ruclip.com/video/-04AZoX2fzo/abdullah-%C3%B6calan-almanya-su%C3%A7%C3%BCst%C3%BC-yakaland%C4%B1.html

Selim Çürükkaya Yazıları
1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


twelve − two =