Tatar Çölünü Aşmak

Hişyar Özalp // İtalyan yazar Dino Buzzati, Tatar Çölü isimli romanında yirmi yaşında sınırdaki Bastian Kalesine atanan teğmen Drogo’nun hikayesini anlatır.

Drogo oraya ulaştığında Bastian kalesindekilerin yıllardır var olduklarına inandıkları düşmanla aralarında bulunan Tatar çölü tarafından kendilerine doğru bir saldırı beklediklerini görür ve kendisi de kısa bir süre sonra aynı bekleyişin içine girer.

Kaledeki askerler, bütün meraklarına rağmen çölü aşmayı denemez ve böylece yıllarca ne düşmanın kimliğini ne de çölün diğer ucunda nasıl bir dünya olduğunu öğrenemezler.Drago, yaşlı bir hasta olduğu için bütün yaşamını adadığı kaleden ayrılmak zorunda bırakıldığı gün Tatar çölünün diğer ucunda bulunan düşmanın saldırıya geçtiği haberini alır.

Güney Kürdistan’da parlementonun ve siyasi partilerin aldığı karar sonucu 25 Eylül günü bağımsızlık referandumu yapıldı ve yüzde 93 oranında “Evet” kararı ortaya çıktı.

Bağımsızlık referandumunun yapılacağının açıklandığı 7 Haziran gününden sonra ülkemizi parçalayarak işgal eden dört sömürgeci devlet, konu ülkemiz Kürdistanın bağımsızlığı olunca -tarihte sıkça tekrarlandığı gibi- bir kez daha çelişkilerini bir kenara bırakarak birlikte hareket etmeye başladı.Sönürgeciler, bu karardan duydukları rahatsızlığı her gün tonunu artırarak ilan ettiler. Güney Kürdistanlıları aç ve susuz bırakılmakta tehdit ettiler, ordularının Kürdistan’ı işgal edeceğini deklare ettiler.

Sömürgeci devletlerin aşağılık tutumu yetmezmiş gibi başta ABD ve Avrupa devletleri olmak üzere küresel güçlerde Güney parçamızın bağımsızlaşmasına karşı olduklarını çeşitli şekillerde bildirdiler, Güney Kürdistan siyasi önderliği üzerinde baskı kurdular, şimdi zamanı değil diyerek iptal edilmesini sağlamaya çalıştılar.

Referandum kararıyla birlikte dünyanın her yerindeki Kürdistanlılar büyük bir mutluluğa kapıldı, kendilerini rüyadaymış gibi hisseti. Mitingler, konferanslar, karnavallar organize edildi, bağımsızlık referandumunun önemini anlatan yüzlerce yazı yazıldı. 25 Eylül günü diğer parçalardan ve dünyanın geri kalan yerlerinden onbinlerce Kürdistanlı, tarihimizin en önemli olaylardan birisine tanıklık yapmak için Güney Kürdistan’ın başkenti Hewler’e akın etti.Referandum sorunsuz bir biçimde yapılıp sonuçlar açıklanınca bütün Kürdistanlıların sevincinin yanına gururda eklendi.

Sömürgecilerin tehditlerine ve küresel güçlerin telkinlerine rağmen büyük bir irade sahibi olan Başkan Mesud Barzani ulusumuzun özgürlük mücadelesinde yeni bir aşamaya tekabül eden bağımsızlık referandumunu iptal etmedi. Böylece ilk defa ulusumuzun bir kesimi açık bir biçimde yapılan referandumda sandığa giderek bağımsızlık iradesini ortaya koyabildi.

Ulusumuz, 15 Ekimi 16 Ekime bağlayan gece dünya tarihinde eşine az rastlanan siyasi bir komployla karşı karşıya kaldı; haftalarca Bağdat’a oturup bu komployu tasarlayan üç sömürgeci devlet, yanlarına aldıkları YNK’nin ihanetçi kanadının cepheleri boşaltması sonucu Germiyan bölgesi ve Kerkük’ü savaşmadan teslim aldı. PDK güçleriyse savunma hattının paramparça olduğunu görür görmez yeni bir savunma hattı oluşturabilmek amacıyla kontrolleri altında bulunan “ihtilaflı alanlardan” çekildi. ABD silahlarıyla donatılmış sömürgeci güçler, uluslararası hukukun kendilerine tanımış olduğu bir hakkı barışçıl biçimde kullandığı için Kürdistan halkına karşı insan haklarını ayaklar altına alan bir pratik sergiledi.Küresel güçler ise bu duruma hiçbir tepki vermedi. ABD yetkilileri, yaptığı açıklamalarda Bağdat’ın attığı her adımı önceden kendilerine haber verdiğini belirtti. Bu da komplonun büyüklüğünü ortaya koymak için yeterlidir.

Komplo bu kadar açıkken bir tek kişi suçlanmaktadır; referandumu bütün uyarılara rağmen yapılmasını sağladığı için Başkan Mesud Barzani. Bu kişilere göre şayet referandum yapılmasaydı Kerkük ve diğer şehirlerimizi kaybetmez, kazanımlarımız tehlikeye atmış olmazdık. Üstelik Başkan Mesud Barzani’yi referandum kararının arkasinda durduğu için “inatçılıkla” suçlayanların önemli bir kısmı daha önce kendisini sömürgecilerin veya ABD emperyalizminin kontrolünde olmakla suçluyordu.

Başkan Barzani, Kürdistanlı bir devrimci liderin nasıl tavır alması gerektiğini, bağımsızlık yürüyüşümüzün en önünde yürüyen şahıs olarak en çok bedeli kendisinin ödediğini ve ödeyeceğini göstermiştir. Aslolan yaşamdır ve Başkan Barzani yaşamda bize devrimci ve sarsılmaz milliyetçi bir iradeye sahip olduğunu göstermiştir.

Başkan Barzani, elimizden tutarak Tatar çölünden geçmemizi sağlamıştır. Bizi beklemenin aşağılık duygu durumundan ve hakkımız olanı almaya teşebbüs etmemenin sinikliginden kurtarmıştır. Evet, Tatar Çölünu aştıktan sonra, dostlarımızın düşmanlarımızla ittifak yaptığını, kendimizden olanların sırtımıza zehirli hançer sapladığını gördük. Çok acı yaşamış olsak bile Tatar Çölü’nu aştık, bundan sonrası ise başka bir hikayenin konusu…..

Facebook

vengmanett@gmail.com Yazıları
Facebook : Vengma
Contact: Facebook

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


eighteen + 16 =