Dünya Devletlerinin Kürdistan Hesabı ! 

                                                                                        

Peşmerge ordusununun savaşarak islamcı çetelerden kurtardığı Kürdistan’i bölgelerin İngiltere ve ABD’nin çifte standart politikası ile Irak’a bırakma operasyonu Kürd halkını şaşırtı ve ağır bir darbe oldu. İran, Türkiye ve Irak işgalci bölge devletleri Kürdleri bir daha katletmenin fırsatını aradılar. Kürd Milleti kendisi ile özdeşleşen liderine, ulusal küvvetlerine sahip çıktı, Acem, Türk, Arap sömürgecilerine o fırsatı vermediler. Oynanan oyun ve provokasyonlar taktik çekilmelerle genel bir kırılmayı boşa çıkardı denilebilir. Ancak ortak bir ulusal hukukun olmayışından kaynaklı çok baslılık ve iç hainlere karşı gerekli donanıma sahip olunmadığı çok net görüldü.

İngiltere, ABD ve AB’nin Kürdlerle ilişkileri, Kürdistan toprakların zengin enerji yatakları dev petrol sahalarına endekslidir. Bu topraklar ve halkın güvenlik içinde olması ve ilgili devletlerle karşılıklı anlaşmalar için Kürdistan cumhuriyeti devletinin ve profesyonel ulusal ordusunun kurulması şarttır. Yoksa ne fakiri nede zengini garantide olmayacağı son Kerkük işgali ile ortaya çıkmıştır. Kürdistan’ın Bağımsızlığına karşı çıkmayacakları sözü veren Wachington, Moskova Paris, Londra, Berlin gibi dünya başkentlerin Ortadoğu hesapları Kürdler üzerinde görülüyor.

Büyük Britanya ile Amerika Birleşik Devletleri, Kürdlerin, İslamci terör örgütlerine karşı mücadelelerinin ulusal özgürlükle sonuçlanacağı ümit ve beklentilerini boşa çıkarmaları, dalga dalga yayılarak iligili devletlerin karşıtlığına donüşecektir. Bir diplomat;  İngiltere dışişler bakanlığının ABD’li meslektaşı ile Ankara, Erbil yakınlaşmasından ve Rusya ile ekonomik anlaşmalardan ciddi rahatsızlık duyduğunu ve Kürd yetkililerin yapılan uyarıları geçiştirmesi ile mevcut sonucun yaşanmasından önemli bir neden olduğu iddiası doğru ise Kürdlerden intikam alınmıştır.

Demekki dünya Kürdlerin gücünü, küdretini anladı, bir tek Kürdler anlamadı. İngiltere ve Amarika hükümetleri bütün dünyanın gözleri önünde Kürdleri ekonomik ve siyasi çıkarları için katilleri ile baş başa bırakması kirli bir anlaşma gibi görünüyor. Kürdlerin kendi kaderini,geleceğini belirleme oylamasında %93 evet oyu ile gerçekleşen Bağımsızlık Referandumun kürd karşıtlığına dönüştürülmesi bu anlaşmanın bir parçası oluyor. O nedenle ABD’nin,”Kürdler bizim en iyi müttefikimizdir” söylemi yapılanları doğrulamıyor.

Hatırlanacağı üzere 27 Eylül 2017 Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) da Kürdistan Bölgesi idaresi dışındaki Kürdistan’i bölgeler ile ilgili basına kapalı bir toplantı yapılmıştı. Fransa ve İsveç’in talebi üzerine gerçekleşen toplantıda hazırlanan metin 15 üye  tarafından kabul görmüştü. Ancak Taslağın ilk maddesinde: ”Kürdler’in haklarına saygı duyulmalı” İfadesi İngiltere’nin BM büyükelçisi Matthew Rycroft’un müdahalesi ile çıkarılmıştı.

Görüldüğü gibi Britanya devletin büyük çıkarları %93 halk oylamsı ile ilgili değil, ilgili olduğu esas şey Petrol gibi yer altı, yer üstü zengin kaynakların talanıdır. İngiltere hükümeti 2013 yılında kanun yolu ile alamadığı Kerkük petrol ihalesini Ebadi ile anlaşarak işgal yolu ile elde etmiştir. Aslında Kürdlerin dışında herkes rolünü oynadı. O rol iç ihanetle bütünleşince ortaya bu sonuç çıktı. Bilemiyorum acaba Kürd siyasi hareketlerin lider kadroları bu yaşananların bir daha yaşanmaması için ne yapmaları gerektiğini anladılar mı ?

Kürdlerin kendi içinde birlik olması, çok başlılığın giderilmesi, ulusal ordunun, devletleşmeye uygun olması gerektiği eğilimine yakın duran bazı küresel güçler Kerkük işgalı ile başlayan ortak bir konsensösle Kürdlere geri adım attırma yoluna koyulmaları ciddi bir sorundur. İngiltere ile ABD bu planı neye karşılık, neden dolayı ve hangi yerel, küresel güçle birlikte yürütecek henüz net olmazsada kayıbedenı kürdler, oynatılanı Türkler, kazananı İran olmuştur.

Yüz yıldır Kürdler rencide ediliyor, cezalandırılıyor, öldürülüyor ve sömürgeci bölge devletleri olan İran, Türkiye, Irak, Şam diktatör rejimlerin denetiminde kimliksiz, statüsüz ölüme terkediliyorlar. O halde kırılmanın yaşandığı yerde direnişi örgütlemeliyiz. Bütün örgütler, sivil insiyatifler, Kürdistan’i oluşumlar, kurum, şahsiyet ve otoriteler bu Kürd karşıtı nizama karşı organize olmalı, mücadele etmelidir. Ulusal bağımsızlık için ayaga kalkmalidir. Bilinmelidir ki, bütün Kürdler tehlikededir. Tek yol hep birlikte anti Kürd konseptine karşı karar vericilerin kapısına dayanmaktır.

Asıl ölüm: sesizliktir, bekleyiştir ve Korkudur. Kuzey Kürdleri, parti, örgüt ve sivil insiyatifleri ölüm sesizliğine gömüldüler. Kuzey Kürd partileri Türk işgalin saldırılarını göze alacak insanları örgütleyememiş ve sokağa çıkaramıyorlarsa kendilerini ciddi sorgalamalıdır. Kürd halkının gerisinde gelmek ulusal özgürlük siyaseti değildir. Güney Kürdlerine savaş ilan ediliyorsa, sen dayak yemeyi ölümü göze alarak sahaya çıkmıyorsan sende sorun var.

İngiltere yüz yıl önceki (Syke-Picot 1916) Kürd düşmanlığı politikasını Irak ve Kürdistan Bölgesi özgülünde tekrar etmiştir. Britanya’nin Milletler tarihi, özellikle Kürd politikası kirlidir. Barıştırarak değil çatıştırarak yönetirler. Kim diktatör, kim mazlum, kim haklı, kim haksiz emperyal güçlerin ilgi alanrna girmez. Özellikle Orta doğu politikasında neredeyse hiç önde bulunmayan, pek konuşulmayan ama işin arka planını organize eden petrol, gaz yatakların yer tespitini ve uluslar arası pazara akıtmada büyük pay sahibidir.

16 ekim 2017 Kerkük işgalinden kısa bir süre önce Abadi ile Kerkük petrol anlaşması yapan ender ülkelerdendir. Ebadi iradesiz bir kukladir. İran’a karşı kullanacaklar, ancak bu politikayla İran’ın Ortadoğu’da yayılmasını engeleyemezler. İran idam cumhuriyeti, Irak ve Suriye’yi askeri, siyasi ve ekonomik olarak denetimine almıştır. Rusya’nın bölge politikasında İran, Suriye dengesine oturmuş olması İran için yayılma güvencesi olmuş.

Medkobal@hotmail.fr

03/11/2017

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


fourteen + 9 =