Sayın Bazani’nin Yerinde Olsaydım

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

Tüm Yazıları

Ben Sayın Berzani’nin yerinde olsaydım, en kısa zamanda istifa ederdim. Başarısız olduğumdan dolayı mı, asla! Ben daha küçük yaşımda silaha sarıldım, babası Osman’lılar tarafından İdam edilmiş, peşmerge babamın saflarında yer aldım.

Babam İrak’taki hiç bir rejime boyun eğmedi, dağları kendine mesken edindi ve ulusunun mücadelesini sürdürdü.

En zor koşullarda, Kürdistan dağlarında da, Mahabad’da da, Sovyet Sürgünü döneminde de kendi ve ulusunun destanını yazmaya devam etti. O Kürdistan aşiretlerini bir araya getirerek mücadelesine başladı. Aşiretler konfederasyonundan Partiye geçerken çok zorlandı. 1979 da yaşamını yitirdi.

Babam dedesinin, ben babamın davasını bırakmayacak, sürdürecektim. Babamın partisi darmadağın olmuştu. Halkım İran’da, orada burada göçmen durumuna düşmüştü.

Ben ve arkadaşlarım tekrar partimizi topralamaya, halkımıza cesaret vermeye, örgütsüzleri, örgütlemeye, kendi küllerimizden yeniden kendimizi yaratmaya başladık. Kürdistan’ın dağları bizi davet ediyordu. Yenildiğimizi biliyorduk. Ama yenilgiye razı olmanın çok kötü bir şey olduğunu değerlendiriyorduk. Ben ve arkadaşlarım  güçlü bir parti kurmaya kara verdik, Silahlandık, dağları tekrar kendimize mesken edindik.

Zalim Baas rejimine karşı savaştık, enfaller yaşadık. Halepçeler’de gazlarla boğulduk, Irak’ın kızgın çöllerine binlerle diri diri  gömüldük. Ama aman dilemedik, kimselere boyun eymedik, başımıza bombalar yağarken, hardal gazı  ile atmosferimiz zehirlenirken ülkemizi bırakıp kaçmadık.  Dağlarımızı tuttuk. Amerika, Saddam Zalimine müdahale edince, biz Kürtler birlik konusunda önemli adımlar attık. Kardeş kardeşi vurmasın dedik. Kendi aramızdaki ihtilafları rafa kaldırdık.
Bu kararlarımızla güç sahibi olduk, tarihin sahnesine fırladık. Baas rejimi tarafından işgal altında tutulan bütün kentlerimizi kurtardık. Hata babamın hayali olan Musul ile Kerkük’ü de aldık.
Şehirler inşaa ettik, yollar yaptık, havaalanları açtık, gümrük kapılarını konrol ettik. Bağdat’ta bir Kürdü Cumhurbaşkanı yaptık. Sadam zalimini bir Kürt hakime yargılattık. Kimya Ali’yi darağacına çektik. Üniversiteler kurduk, Amerika’nın Beyaz sarayında, Ruslar’ın Kıremlininde devlet başkanları gibi ağırlandık. Türk’lerin Cumhurbaşkanı köşkünde Kürdistan Bayrağını dalgalandırdık.
Tüm bunlardan daha önemlisi 2014 yılında ülkem saldırıya uğradı. İşid denilen bir bela kısa bir süre içinde Suriye ve Irak’ta şehirleri silahlarla ele geçirdi, binlerce insanı meydanlarda palalar kılıçlar ve baltalarla keserek bütün dünyaya korku saldı. Bu vahşatten sonra benim ülkeme saldırdı. Ben insanlığa, Birleşmiş Milletlere bir çağrıda bulundum. Vatanımız saldırıya uğradı, biz direneceğiz bize destek verin dedim. Dünya sesimi duydu, birleşmiş milletler karar aldı, Koalisyon güçleri harekete geçti. Ve kahraman peşmergelerimiz şaşkınlıktan sonra fırtana olup esti. Bütün dünya şahittir ki ;biz geri adım atmadık, kaçmadık, boyun eğmedik, hem dünya insanlığı için hemde halkımın özgürlüğü için elimizden gelen her şeyi yaptık ve zaferi kazandık.

Halkım bütün dünya halkları gibi özgürlüğü hak etmişti. Devletsizlik yüzünden, çevre devletleri hep bizi katl etmişti. Diğer devletler ise çıkarları yüzünden hep bizi arkadan hançerlemişti. Bunun için ben ve arkadaşlarım karar verdik, devletleşmek istedik. Bu soruyu halkımıza sorduk! Siz bağımsızlık istiyormusu nuz, istemiyormusu nuz?

Halkımın yüzde doksan üçü develet isteriz biçiminde iradesini beyan etti.

Halkımın iradesine saygı göstermeyen, yüzyıllardır halkımın iradesini zorla, hille ile gasp edenler tanklarla toplarla halkımın üzerine geldiler.

Allah şahittir, kan dökülmesini istemedim. Sadam zalimine, İşid barbarlarına karşı direniş göstermiş, onları alt etmiş bizler, bu çapulculara karşı da direnebilirdik. Ama biz daha fazla kan dökülmesin, kalan şehirlerimiz yıkılmasın, bir daha dağların yolu bize görünmesin diye savaştan çekildik.

Ve ben tamda bu noktada istifa ediyorum. Başkanlık elbislerimi çıkarıyor, eski peşmerge elbisemi giyiyorum. Vatanımı bir peşmerge olarak  savunacağıma yemin içiyorum.

Benden sonra ne mi olmasını istiyorum?

Onuda izah edeceğim. Tabi yaptıklarım vardır, yapmadıklarım vardır, yapamadıklarım vardır. Onları da izah edeceğim. Benim istifamdan sonra bir Milli Birlik Hükümetinin kurulmasını candan gönülden istiyorum. Bu Milli Birlik Hükümeti, tüm halkı kucaklasın, olağanüstü yetkileri olsun. Bizim şimdiye kadar yapmadıklarımızı veya yapamadıklarımızı yapsın.

Bu hükümet gerekirse, savaşı da barışıda yapabilsin.

 Bana göre bizim bu süre içinde, eğer gelip başımıza bela olmasalar, başkalarıyla savaşma yerine kendi sorunlarımızı hal etmemiz lazım. Bizim kurduğumuz sistemle devlet kurulamaz. Kurulamadığı da görüldü. Başta çok başlı bir peşmerge yapısı vardır. Bu peşmerge yapısıyla ordu kurmamız zordur. Bize milli ve profesyonel bir ordu lazımdır.

Bu nasıl yaratılabilinir?

  1. Ordu: İyi eğitim görmüş subaylarımız, askerlerimiz vardır. Bunlar daha profesyonel hale getirilmelidir. Eğitimsiz olan bütün Peşmergelere yol verilmelidir. Bunların devirlerinin dolduğu kendilerine anlatılmalı ve ikna edilmelidirler. Evlerine kademeli olarak gönderilen peşmergeler yerine zorunlu askerlik yasası çıkarılmalıdır. Yirmi yaşına ayak basmış her genç, iki yıllık zorunlu askerlik yapmalıdır. Yeni Milli Ordunun kurulması için ülkedeki bütün zenginler taşın altına ellerini atmalı, gerekirse Milli Birlik Hükümeti zengin olanların mal varlıklarının önemli bir kısmına el koyabilmelidir.  Partilerin ve yöneticilerinin elleri ordudan çekilmelidir. Kürdistan’ın şu veya bu partinin ordusu değil, Profesyonel, zorunlu ve gönüllü milli bir orduya ihtiyacı vardır.
  2. İstihbarat: Kürdistan halkını dışa ve içe karşı koruyacak, bilgi toplayacak bu bilgileri analiz ederek ülkenin veya hükümetin hizmetine sunacak bir istihbarat teşkilatına ihtiyaç vardır. İstihabarat örgütü, hiç bir partinin emrinde olmamalı, ana amacı kendi halkını veya milletini koruma olmalıdır.
  3. Bürokrasi: Şu anda devlet dairelerimizde işleyen sistemle, ilerlememiz mümkün değildir. Bu sistem ilerlemenin, demokrasinin, gelişmenin ayakbağıdır. Her türlü kötülüğü üretecek bir bataklıktan farksızdır. Bu alanda çok radikal reformlara ihtiyaç vardır.
  4. Gelirlerin adil dağıtılması: Hepimiz biliyoruz ki savaş öncesi, ülkemizde aç isan yoktu. Her aile devletten bir veya bir kaç maaş alıyordu. Gelir düzeyi düşük olanlara devlet sosyal yardım yapıyordu. Ama buna rağmen ülkemizde büyük bir adaletsizliğin olduğu inkar edilemez. Üretim yapan bir düzene geçemedik. Satılan petrol paralarını halkla bölüşmeye çalıştık. Ama bu öyle adaletsiz bir paylaşım dı ki, kimine bir kaşık, kimine bir kepçe, kimine ise bin kepçe düşüyordu. Hepimiz biliriz ki adaletsizliğin hüküm sürdüğü bir ülkede birlik sağlamak zordur. Bütün ihanetlerin taraftar bulmasının  altındaki neden, adaletsizliğin ta kendisidir. Petrol gelirlerini maaş   şeklinde halka dağıtma yerine, bu paraları üretime akatararak, halkı çalışmaya sevk etmek daha doğrudur.
  5. Kaynakların yaratılması: Petrol dışında Kürdistan’ın kaynakları vardır. Kürdistan ovalarını sulayabilecek yedi adet nehir mevcuttur. Bu nehirler üzerine kurulacak olan sulama barajlarıyla, sadece Kürdistan’ı değil, bütün ortadoğuyu besleyebilecek  ürünler elde etmek mümkündür. Kürdistan hayvancılığa elverişli bir bölgedir, bu alana el atmak gerekir. Maaş şeklinde halka dağıtılan para, bu alanda değerlendirildiğinde yüzbinlerce insana iş sahası açılmış olur.

Bu  ve buna benzer sorunlara Milli Hükümet çözüm bulabilirse, Kürdistan halkının geleceği parlaktır.
Yeterki kendi kendimize güvenelim ve çekinmeden yukarıda sıraladığım adımları atalım.

Ben olsaydım yarın Parlamentonun önüne çıkar, bu içerikte bir konuşma yapar, istifamı sunardım.

 

 

 

 

 

 

 

 

Selim Çürükkaya Yazıları
1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


five × 5 =