Afrika’ dan Önemli Notlar!

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

Tüm Yazıları

Selim Çürükkaya / Uzun süreden beri Avrupa kıtasından Ortadoğuya geçmiştim. Burada çok şeye tanık oldum. Gözlemlerde bulundum. Olan bitenleri önce kavramaya çalıştım. Ardından insanların olaylar, olgular karşısındaki düşücelerini tavır ve davranışlarını inceledim.

Televizyonları izledim, politikacıları dinledim, askerlerin yaptıklarını gördüm, bürokraksinin çalışma tarzını gözlemledim.

Benim bildiklerimle, burada gördüklerim çok ayrı şeylerdi.

Bundan dolayı, Ortadoğuyu terk ettim. Bindiğim ilk uçakla bir Afrika ülkesine gittim. O ülkede bir gün kadar kaldım. Oramanlık alanda giyebileceğim eşyalar satın aldım.

Kendimi koruyacak bir de silah temin ettim. Büyük bir nehirin geçtiği, her tarafın ormanlıklarla kaplı olduğu bir alana kendimi ulaştırdım..

Yüksekçe bir ağaç buldum. Ona tırmanarak, dallarının arasında kendim için bir salıncak kurdum. Burası benim evim olacaktı artık.. Salıncağın yanına iki kocaman torbayı astım, birisinde suyum ve yiyeceklerim, diğrerinde fişeklerim ve giysilerim vardı.

Salıncağım, silahımda olduğundan hiç bir hayvanın ulaşamayacağı kadar yüksekteydi. Bu yükseklikten her tarafı kolaylıkla izleyebiliyordum. Müthiş bir manzara vardı gözlerimin önünde. Giysi torbamdan dürbünümü aldım. Almanya’da satın aldığım bu lazer ışınlı dürbünle kilometrlerece uzak yerleri yakından görebiliyordum.

Aha bir grup arsalan, otların arasında saklanmış, avlarını bekliyor. Epeyce uzaklarında kalabalık bir yaban öküzü sürüsü, onların aşağısında ki; antiloplar, zebralar nehire doğru su içmeye gidiyorlar. Bir ceylan sürüsü ürkmüş, Arslanlara doğru seke seke geliyor. Daha uzakta Filler ve Gergedanlar sakin, korkusuz halleriyle dolaşıyorlardı.

Daha yakınıma bakıyorum, Arslanları gözetleyen çakalları görüyorum. Bir tilki, çakalların sağındaki çalılıkların ardına tünemiş, daha yakınımda nöbet tutan Meerkatlar var!

Burdan dikkatim nehir tarafına kayıyor, o tarafa bakıyorum. Zebralar tam suya ulaşmak üzereler, dürbünümü oraya odakladım, büyük bir kaçışma oldu. Sudan havay fırlayan bir timsah, Zebrayı kafasından ağzına alarak yutmaya başladı. Bu durumdan korkan diğer Zebralar, suyu bırakıp geri kaçtılar.

Dürbünümle önümdeki manzarayı izlerken, yaban öküzlerinin otladıkları alanda bir hareketlilik gördüm, oraya odaklandım, bir grup Çakal sürüye dalmış, araya bir öküzü almış, onu düşürmeye çalışıyor ve öküz sürüsü sağa sola kaçışıyordu.

Dans eden, uçar gibi kaçan bir ceylan dürbünümün camından görünüyor. Oraya bakıyorum. Arslanlar ceylanları kovalıyor, çakallar hareketlenmiş, kendilerine düşecek bir pay için koşturuyorlar.

Çakallar Arslanlar ve Ceylanları hayli izledikten sonra Tilkiyi merak ettim. Dürbünümü onun durduğu alana çevirdim. Dikkatle bana yakın bir yere doğru bakıyordu. Yakınıma baktım, nöbet tutan Meerkatlar’ı fark etmişti!

Meerkatlar.

Bir ara dürbünümü indirdim, gördüklerim üzerine düşünmeye daldım. Bütün bu hayvanlar bu ormanda karınlarını doyurmak, nehirden su içmek için buralarda yaşaşamak uğruna kavga ediyor veya kaçıyorlardı. Her birisi yaşıyabilmek için değişik güç ve yeteneklere sahipti.

Bazıları çok iri yarıydı, cüselerinden dolayı korkusuz yaşayabiliyordu. Bazılarının yaşamları iyi koşabilme yeteneklerine bağlıydı. Bazıları kurnazlıklarından, bazıları grup halinde yaşamanın avantajlarından, bazıları düşmanlarına karşı uygladıkları taktiklerden, bazıları toprağın, bazıları suyun altında saklanma özelliklerinden yaşayabiliyordu. İyice inceledim, tek bir keçi ve koyun göremedim. Bu dünyada onlara yer yoktu. Çünkü burada yaşayanlar ancak yaşayabilecek özelliklere sahipseler yaşayabiliyordu. Alanda devamlı bir kavga ve kovalama vardı, bazıları bazılarını yemek istiyordu, bazıları da yem olmak istemiyordu. Savaşmanın temel taktikleri, kovalama ve kaçma idi. Pusu ve ortalıktan kaybolma da vardı işin içinde.

Ceylanlar ancak kaçma yeteneklerinden dolayı yaşayabiliyorlardı. Meerkatlar grup halinde yaşayarak, nöbet tutarak yer altında saklanarak, Tilkiler kurnazlık yaparak, diğer hayvanları aldatarak, çakallar kalabalık gruplar halinde dolaşarak, artıklarla beslenmeye razı olarak.

Bütün bunları düşünürken, iki gün önce ayrıldığım Ortadoğuda gördüklerimi ve yaşadıklarımı hatırladım.

Orada da Arslanlara, Çakallara, Kurtlara, Tilkilere, Timsahlara, Zebralara, Öküzlere, Ceylanlara, Meerkatlara benzer insanlar ve devletler vardı. Petrol Parasıyla geçinmek, Fırat ve Diclenin suyundan faydalanmak  için sürekli kavga halindeydiler. Bu kavgada da kovalamak, kaçmak, saklanmak, kavganın tabiatı gereği idi. Orada da, Afrikada’da yaşam kavgası böyle idi ve acımasızdı.

Düşünürken yorulduğumu anladığımdan, salıncağımda uyumuşum.

Selim Çürükkaya Yazıları
1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


three × 2 =