Kürdistan’da Neler Oldu?

Selim Çürükkaya

1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

Tüm Yazıları

Selim Çürükkaya / 19 Eylül 2017 tarihinde Erbil hava alanına ailece indik. Amacımız Güney Kürdistan için yapılan bağımsızlık referandumuna katılmak, halkın sevincine ortak olmaktı. Biz de en azından kırk yıldır Kürdistan’ın bağımsızlığı için direnmiş, bu uğurda elimizden gelen her türlü çabayı harcamıştık. Kardeşim Dr. Said İŞİD’e karşı savaşırken tek hayali bağımsız Kurdistan’dı. Biz aile olarak Erbil’de O nun için yürüyorduk. O nun için kalıyorduk.

Erbil’de olan bitenleri çok yakından izliyordum.. Ama yazmıyor, beynimin hafıza bölümüne bir bir not ediyordum. Bunca olanlardan sonra artık yazmam gerektiğine kani oldum. İnternette yazılanları izliyorum. Avrupa’da yaşayan Mülteci Kürt Aydınlarının yazdıklarını okuyordum. Ulusalcı aydınların kahr olmalarına yandım. Bağımsız Kürdistan’ın kurulacağına inananların feryatlarına tanık oldum. Bundan dolayı artık yazmam gerektiğine inandım.

Direk senaryonun başlangıcına geçiyorum: Referundumun yapılacağı gece İran’ın generali, Haşti şabi’nin yaratıcısı Kasım Süleymani, korumaları ile Süleymaniye kentine gelip Hero Xan’ın oğlu Bafel Talabani’yi yanına alıyor, korumalarına onun korumalarını da katarak Erbil’e geliyor.

Burada Kürdistan federe devleti başkanı Mesud Barzani ile görüşmek istediğini bildiriyor. Barzani “Ben o adamla görüşmem” diyerek, onu Kosret Resul ve Neçirvan Barzani ile görüşmeye yönlendiriyor. Bu ikili ile görüşen Kasım Süleymani, İran devletinin temsilcisi olduğunu, referandumun yapılmaması gerektiğini söylüyor. Ne Neçirvan’ı ne de Kosret’i ikna edemeyince, Barzani onunla beş dakikalık bir görüşme yapmak zorunda kalıyor.

Kasım Süleymani, referandumun yapılmaması gerektiğini Barzani’ye kabul ettirmeye çalışıyor. Barzani ise: “Kürdistanda´ki Siyasi partiler olarak referandum kararı aldık, yarın halk kararını verecek, benim yapabileceğim hiç bir şey yoktur” diyor. Kasım Süleymani diretince, Barzani

“Fermo!” diyerek kapıyı gösteriyor.

Aldığım bilgilere göre Erbil’den Süleymaniye’ye dönen İran generali Kasım Süleymani, YNK istihbaratı ve peşmergelerinden bir grubu yanına alarak, Kerkük’e gidiyor. Burada Kerkük valisini görevden almaya yeltenip bir darbe girişiminde bulunuyor. Haberi alan Erbil yönetimi, Kosret Resul’ü Kerkük’e gönderiyor. Şehir’e giden Kosret Resül, İran yanlısı bazı YNK lileri görevden alıp Kerkük’ten uzaklaştırıyor ve darbeyi engelliyor.

Böyle bir ortamda referanduma giderken, Bağımsız bir Kürdistan’ın kurulmasından korkan İran, Irak ve Türkiye harekete geçiyor, işbirliği yapıyor, tehditler savuruyor, sınır kapatmaktan askeri harekata hazırlanmaya kadar seçenekleri konuşuyorlar..

Referandum çok başarılı geçince, çevre devletler adeta kuduruyor. Amerika ve Avrupa Ülkelerinden olumsuz sinyaller geliyor. KDP yönetimi ve Barzani sessizliğe gömülüyor. Irak, Erbil ve Süleymeniye hava alanlarını uluslaraarası uçuşa kapatıyor.

Herkes nefesini tutmuş, olan bitenleri bekliyor.

Nihayet sonun başlangıcına geliniyor! Dukan da bir toplantının yapılacağını duyuyorum. Bu toplantının önemini bir yetkiliye soruyorum. “Son on yılın en önemli toplantısıdır” diyor.

Neden diye soruyorum.
“KDP ve YNK nin en önemli yetkilileri toplanıyor. Bağdat’tan Cumhurbaşkanı Fuat Mahsum önemli önerilerle geliyor.” Toplantı halka ve basına kapalı yapıldı. Bana göre Kürdistan’ın kaderi bu toplantıda konuşuldu. Toplantıda alınan kararlar kamuoyuna açıklanmadı. Neçirvan Barzani ve Mala Baxtiyar, Kerkük ve çevresini savunacaklarını, savaşdan yana olmadıklarını, Bağdat hükümetiyle görüşmeye hazır olduklarını söylediler.

O kadar.

Hiç kuşkusuz Dukan’daki toplantıda başka şeyler konuşuldu, başka kararlar alındı. Bu kararlar Kürt halkına açıklanmadı.

Bu toplantıdan 12 Saat sonra Haşdi Şabi, İrak askeri güçleri Kerkük’ün etrafını ve stratejik yerlerini işgal etmeye başladı. Peşmerge aldığı emir gereği Kerkük’ten çekildi. KDP yetkilerinin ilk propağandalarına göre, “Mam Celal’ın eşi Hero ve oğlu Bafel’e bağlı askeri birlikler, Haşdi Şabi ile işbirliği yapmış, kendilerinin kontrol ettiği alanı Irak ordusuna teslim etmişti. Ama KDP birliklerinin konrol ettiği alanlar terk edilmemişti”
Bu anlatımlara göre ortada bir ihanet vardı. Ama süre içinde KDP peşmergelerinin, konrol ettiği alanlar ardarda terk edildi, Şengal, Nevaran boşaltıldı. Emir komuta ile tek bir fişek patlatılmadı.

Savaşmaya hazır olan Peşmerge, halk ve gönüllü peşmergeler ağlayarak göz yaşları dökerek kanlarıyla sulayarak aldıkları toprakları terk etti.

Bu durum karşısında KDP yetkilileri suskun, YNK yetkilileri suskun!

Televizyonlardaki yetkisiz spikerler ve yetkisiz “yetkililer,” hiç kimsenin ikna olmayacağı içi boş şeyler konuşuyorlar.
Güney Kürtleri 20 yıldır kendi başlarınalar. Ordu kuramadılar, organize olamadılar, herkes kendisini, ailesini kurtarma anlayışındadır, oluşan askeri yapı hantal, ordu dışında her şeye benzer bir durum söz konusu.

Yani düzenli ordu kuramadılar, çok başlılıktan kurtulamadılar. Birbirlerine güvenmediler. Düşmanlarına güvendiler. Devlet olmak için adım atamadılar, Partilere kendilerini mahkum ettiler.

Tarih tanık oldu ki; yöneticiler rollerini oynayamadılar…… Peşmerge sadece DAİŞ katliamını durdurmak için  kanını akıttı. Dr. Sait’ in şehit düştüğü köy tek bir fişek patlatılmadan düşmana teslim edildi.

İsyan ediyorum! Bizim adımıza karar verenlerin, aldıkları karaları bize açıklamalarını istiyoruz.
Neden herşeyi bizden gizlediklerini öğrenmek istiyoruz.!
Dukan’da ne konuşuldu?
Hangi kararlar alındı?
Amerika ne dedi?
Avrupa ülkeleri ne dedi?
KDP neyi savundu?
YNK neler söyledi?
Fuat Mahsum hangi önerilerle geldi?
Bundan sonra ne olacak?
Kerkük nasıl idare edilecek?
Kürtlerin kaderi ne olacak?

Bu sorulara yanıt verilmesini istiyoruz!
Utanmayın, yaptıklarınızı Kürt kamuoyuna izah edin!
Sonunuz ne olursa olsun, bilin ki;Kürt halkının geleceği sizin sonunuzdan çok daha önemlidir!

Selim Çürükkaya Yazıları
1954 te Bingöl' de doğdu. Öğretmen okulundan mezun oldu. Siyasi nedenlerle on bir yıl hapis yattı. Gazeteci ve yazar. Yayınlanmış 10 adet Kitabı var. Siyasi mülteci olarak Almanya'da yaşıyor.

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


thirteen − eight =