Take a fresh look at your lifestyle.

Devletleşmek

0 38

Devletleşmek
Ulusların kendi geleceklerini kendileri belirlemeleri ezen ulus ile birlikte yaşayıp yaşayamayacağı kararı veren ezilen ulusun kendisidir.

Ulusların kendi kaderlerini tayin etmesi kavramını tam ve eksiksiz olarak algılanması için Lenin ”Ulusların kaderlerinin tayin hakkı ile Stalin’in ulusal sorun ve sömürgeler sorunu” adlı kitaplarını mutlaka okumak gerekmektedir.

Her iki eserin ortak paydası,bu kavramı açarken söz konusu ulusun ruhi şekillenmesi tarihsel ve iktisadi koşullarını inceleme gerekliliğine önemle vurgu yapıldığı açık bir şekilde görülecektir.
Ulusların kaderlerini tayin etme hakkı,demokratik bir istemdir.Bu istem ulusun genel çıkarları gözetlenip demokratik çerçevede ele alınmalıdır.Ulusların kaderlerini tayin hakkı,demokratik bir düzeni zorunlu kılar bu sadece demokrasi ile de yetinilmemelidir.

Ulusların kendi kaderlerini tayin etme hakkı ilkesi esnek bir kavram olduğundan sadece bir ülkede yaşayan halklara değil,tüm ülkelerde yaşayan ulus halklarına aynı şekilde uygulanabilmelidir. Bütün dünyada ulus devletlerin mantar gibi üremesi gelişen kapitalizme karşı feodalizmin ayak diretmesi ile mümkün olmuştur. Yani ulusal kurtuluş mücadelelerinde hedef elbetteki devletleşmedir.

Bu hareketler ekonomik,siyasi,iktisadi ve kültürel olarak bir halkın yaşadığı bölgedeki sosyolojik konumlamasına göre siyasal tercih önem arz etmektedir.

Eşit koşullarda birlikte yaşama ortamı mevcut ise ayrılmayı dayatmak doğru değildir.Buda insanlar arasında anlaşmayı sağlayan en önemli araçlardan birisi olan dildir.Bütün ayrıcalıklar yok edilebilir ancak halkların kendi dillerinden mahrum bırakılması kabul edilemezdir.Aynı dili konuşan halklar uzlaşıcı ve birleştirici olmalıdır.

Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı,birey olarak ve tam egemenliklerine sahip olan uluslar tarafından değil,o ülkede yaşayan yurttaşlar tarafından ortaklaşa bir karar ile çözüme bağlanmalı bu nedenle ulusal bütünlüğü topyekün kapsayan kriz ve kaoslara meydan bırakılmamalıdır.

Büyük kapitalist devletler küçük nüfuslu ulusların kendi kaderlerini tayin hakkını bir düş olarak görmektedirler.Halbuki büyük burjuva devletleri kendi aralarında rekabetçi kapitalizmin esiri olmuş durumda sömürü alanlarını genişletme çabası içerisindedirler.Dünyanın büyük devletleri sömürgelerinden ulus olarak bağımlı yada ezilen devletlerden oluşmuşlardır.Kapitalizmin gelişmesi için ulusal devletler yaratılmış ve kurulmasına ön ayak olunmuştur.

Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı,ezilen ulusun kendi iradesiyle ezen ulustan ayrılma girişimidir.Çağımızda ulusların kaderlerini tayin hakkı,şiddet ve kan dökülmeden ulusun genelinde demokratik teyammüller esas alınarak bağımsız kurum ve kişilerin gözetiminde yapılacak bir referandumla belirlenmesi en demokratik ve doğru olanıdır.

Nasıl ki insanlık sınıfların ortadan kalktığı dönemde ezilen sınıfın diktatörlüğünün sürdüğü geçiş dönemini aşarak ulaşa bildiyse ulusların kaçınılmaz olan birlikteliği bütünlüğü de ancak ezilen uluslardan kurtulduğu yani ezen ulustan ayrılma özgürlüğüne kavuştuğu bir anda varılabilir.

İlhak ;bir ulusun kendi kaderini tayin etme hakkının ihlalidir. İlhaklara karşı olmak,ulusların kaderlerini tayin etme hakkından yana olmak demektir.Bir ulusun bir devlet sınırları içinde zorla tutulmasının demokrasilerde yeri yoktur. Bu yüzden ulusların kaderlerini tayin hakkını ihlal etmemek için oylarımızı lehinde vermek değil,ayrılan bölgenin sorunlarını bizzat kendisinin çözüme bağlayabilmesine izin verilmesi gerekmektedir.

Bu durum karşısında diyoruz ki ,hiç bir ulus için, hiç bir ayrıcalık olmamalı.Eşit temelde yaklaşım gösterilmeli,ezen ulus devrimcileri olarak ezilen ulusun ayrılma hakkını kayıtsız şartsız desteklemelidir.

01 /10 / 2017
GÜLCAN IŞIK

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

nine − three =