BEYT-NAHREYN ARAP-ARAMİ BİRLİĞİ SÜREÇ DEĞERLENDİRMESİ SONUÇ BİLDİRGESİ

Anavatanımız Beyt-nahreyn/Mezopotamya ve Arap coğrafyasının emperyalist küresel güçlerin politikaları doğrultusunda yakılıp yıkıldığı, halklarımızın katliamlardan geçirildiği, haklarının gasp edildiği olağanüstü hassas bir dönemden geçtiğinin bilincinde olan Birliğimiz Birleşenlerinden aldığı görüşler doğrultusunda ağustos ayında yaptığı toplantıda süreci değerlendirerek birliğimizin birleşenlerini ve halklarımızı bilgilendirmek amacıyla kararlaştırdığı değerlendirmeleri paylaşmayı kararlaştırmıştır.
1. Emperyalist küresel güçlerin yerel işbirlikçileri ve paravan katliamcı çeteleri kullanarak anavatanımız Beyt-nahreyn’i istikrarsızlaştırarak halklarımıza karşı uyguladığı katliam politikaları hız kesmeden devam etmekte ve etkilerini önümüzdeki yüzyıla bölge halklarını birbirine düşman ederek yansıyacak vahim sonuçlar doğurarak yeni bir evreye everilmektedir. Tarihin hiçbir döneminde işbirlikçilik ve kölelik hiçbir halka özgürlük ve istikrar kazandırmamış yeni tarzda sömürgeciliğin ve köleliğin zeminini hazırladığını hatırlatmak isteriz. Bu çerçevede ortak coğrafyayı paylaştığımız halkların dinamiklerine ve temsilcilerine halklarımızı önümüzdeki yüzyılda da emperyalizmin bu kirli oyununa alet olacak politik hatalara düşmemeleri ve önümüzde ki yüzyılda aynı coğrafyayı paylaştığımız halklar arasında düşmanlık tohumlarını ekecek, dominant politikalar güderek birbirinden koparacak davranış ve politikalardan uzak durmaları çağrısında bulunuyoruz.
2. Emperyalist aktörlerin yerel güçler aracılığıyla yürüttükleri halklarımıza katliam, coğrafyamıza yıkım getiren vekâlet savaşlarında figüran rolü yerine kendi aralarında kuracakları ittifaklar politikaları kurarak çözüm aramaları çağrısında bulunuyoruz. Çünkü bu güçler coğrafyamızın baştanbaşa harabeye döndürerek yıkımına ve halklarımızın katliama uğramasına sebep olan yürüttükleri kirli savaşın hiçbir evresinde halklarımızın iradesine saygı göstermek bir yana kâale bile almamaktadırlar. Uluslararası yapılan görüşmelere de bu durum yansımaktadır. Görüşmeleri ABD-AB-NATO veya Rusya-Türkiye-İran yapmaktadır. Ateşkes görüşmeleri bu güçler arasında olmakta uygulanmakta ve ihlal edilmektedir. Beyt-nahreyn/Mezopotamya’nın ve Arap coğrafyasının hiçbir asli unsuru bu görüşmelere dâhil edilmek bir yana kâale bile alınmamaktadır. Kendi kırmızı çizgilerini öne sürerken Anavatanımızı ve halklarımızı yerle yeksan etmektedirler. Bilinmelidir ki, Emperyalist küresel güçlerin coğrafyamız için halklarımıza köleliği dayatacak kaos politikaları dışında bir planları yoktur.
3. Emperyalist küresel güçler işgalcilik anlayışlarını vekâlet Savaşlarını yürüttükleri yerli gruplara da empoze etmekte etkili olduğu gözlenmektedir. Belirli bölgeleri işgal edip etnik temizliğe varan politikalarla veya şiddet ve baskılarla demografik yapı değiştirilerek medya ve lobiler aracılığıyla üstü örtülmeye çalışılsada tarihin bir hafızası vardır ve hep olmuştur. Bu yöntem tarihin geçmiş dönemlerinde olduğu gibi suçların üzerinden yüzyıllar geçse de insanlığa karşı işlenmiş suçlarla mahkûmiyet bırakır. Hatırlatmak isteriz ki; üzerinden yüzyıllar geçse de Malazgirt’in ismi Mezgerd, Van’ın ismi Tuşba, Siirt’in ismi Séert-Îs’îrd, Diyarbakır’ın ismi Omîd-Amed’tir, Urfa’nın ismi Urhoy-Ruha’dır veya ismi değiştirilen köyün ismi Gundiké DONO’dur bunu toplumsal tarih hafızasından silemezsiniz, Silebileceklerini düşünenler hafızasız toplumlardır. Ancak biz Beyt-nahreyn/ Mezopotamya medeniyetinin kurucuları ve asal sahipleri Arap-Arami halkları güçlü bir toplumsal hafızaya sahibiz ve binlerce yıl geçse de Asla unutmayız! Bu şehirlerin isimleri ve demografik yapısı bin kere değiştirilse de kurucu unsurları ve asal unsurlarının (Arap-Süryani-Ermeni) izleri silinemez ve izler katliam faillerini binlerce yıl izler. İşgal edip isim ve demografik yapıyı değiştirmekle bir yerin sahibi olunamaz. Suriye’de ve tüm Arap-Arami coğrafyasında bu tür bir zihniyetle davranan grupları tarihten dersler çıkararak bu tür uygulamalarından dolayı utançla ve lanetle anılan bu tür anlayışlardan uzak durulması çağrısında bulunuyoruz.
4. Özellikle Asuri-Süryani birleşenlerimiz Anavatanları Beyt-nehreyn (AKAD-ASUR-BABİL) coğrafyasının yukarda anlatılan anlayışlar çerçevesinde çeşitli tasarruflarda bulunularak ismini değiştirecek girişimlerden rahatsızlıklarını ifade etmişlerdir. Birliğimiz Asuri-Süryani kardeşlerimizin bu rahatsızlığını paylaşmaktadır. Haklar özgün kavramlardır. Başkasının hakları gasp edilerek, yok sayılarak hak elde edilemez. Böylesi girişimlerin meşruluğu her zaman tartışma konusudur. Böylesi hassas konularda taraflar arasında net mutlak bir uzlaşma (Konsensüs) sağlanmadıkça her ne yöntemle yapılırsa yapılsın meşru kabul edilemez.
5. Irak Federe Kürdistan Bölgesinde Kürt yönetiminin bu güne kadar ağır bedeller ödeyerek ve 25 yıldır yürüttüğü akli selim politikalar sayesinde, mazlum Kürt halkı için elde ettiği kazanımların değerli olduğunu ve her hal ve koşulda bu hakların korunmasında hassas bir politika güdülmesi gerektiğine inanıyor ve kardeş Kürt halkının bu kazanımlarının korunması gerektiğine inanıyoruz. Irak Kürdistan Federe Bölge yönetiminin bugüne kadar sürdürmüş olduğu başarılı politikasını devam ettirerek, marjinal politikaların etkisinde kalmadan bu kazanımları koruyup geliştireceğine inanıyoruz. Ancak son dönemde gözlediğimiz gelişmeler bizleri bu konuda kaygılandırmaktadır. Bu konuda mazlum Kürt halkının elde ettiği kazanımları garanti altına alacak akli selim politikaların hâkim olmasının kaosun hâkim olduğu coğrafyamızda istikrarın sağlanmasında önemli bir faktör olduğunu vurgulamak istiyoruz. Bu konuda tüm bölgesel güçleri sorunları küresel emperyalist güçlerin kaos politikalarının değirmenine su taşıyacak, coğrafyamızda yeni istikrarsızlıklara yol açacak tehditlere varan uzlaşmaz hamaset nutukları yerine diyalog yoluyla çözüm aramaları çağrısında bulunuyoruz.
6. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kuruluşundan itibaren asli unsurlarından olan halklarımızın demokratik siyasal temsil hakkını daha etkin kullanabilmek amacıyla meşru partileşme hakkı çabası iradesini belirttiği andan itibaren belirli ırkçı-Faşist odaklarca Onursal Başkanımız Mim Yavuz Binbay’ın şahsına yönelik hukuksal suç oluşturan tehdit, insanlık suçları kapsamındaki halklarımızı aşağılayan ırkçı söylemler yoğunluk kazanmıştır. Halklarımızı sadece emperyalist küresel güçlerin kirli planları kapsamında tüm Arap coğrafyasında devam eden savaşın barbarca katliamlarından kaçan soydaşlarımızla sınırlayan akıldan izan tarih bilgisi cahili ve özürlü odaklara biraz tarih okumalarını tavsiye ediyoruz. Halklarımız Sami halk toplulukları olarak binlerce yıldır bu coğrafyanın asal unsurları olarak yaşamaktadırlar. Halklarımız tarihçiler tarafından tarihin ilk imparatorluğu kabul edilen AKAD imparatorluğunun kuruluşundan beri, dünya medeniyetlerine ışık tutan Beyt-nahreyn/Mezopotamya medeniyetinin kurucuları olduğu gibi, Osmanlı imparatorluğunun kültürel yapısının ana omurgasını oluşturmuş, Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşununun ve kültürel yapısının önemli etkenlerinden birini teşkil etmiştir. Açıklamalarımızda bahsettiğimiz 8-10 milyon civarındaki Arap-Arami kökenli nüfus yüzyıllardır bu coğrafyada yaşayan Türkiye Cumhuriyetinin asli vatandaşıdır. Bu odaklara bu coğrafyanın bin yıl önceden günümüze kadar ki demografik yapısı hakkında bilgi edinmeleri tavsiyesinde bulunuyoruz. Bu odakların hukuk sistemimizde suç teşkil eden nefret suçu içeren ırkçı-faşist söylemlerine ve onursal başkanımız Mim Yavuz Binbay’ı hedef gösteren can güvenliğini hedef alan tehditlerine devam ettikleri takdirde hukuksal süreç başlatacağımızı belirtmek isteriz. Tüm ırkçı söylem ve tehditlere rağmen yasalarımızın tüm vatandaşlarına tanıdığı meşru zeminde Halklarımızın haklarını her platformda savunmaya devam edeceğiz. Biz bu ülkenin asal unsuruyuz ve olmaya devam edeceğiz.
7. Tüm çağdışı ırkçı söylem ve tehditlere rağmen Birliğimiz kararlılıkla ülkemizin demokrasisini asal unsurlarının özgün ve özgür temsiliyle katılımını sağlayarak güçlendirecek halklarımızın siyasi temsilini sağlayacak partileşme çalışmalarının siyasal etabını tamamlamış finansal sorunları çözme aşamasına geçilmiştir. Her ne kadar, Haziran 2015 ve Kasım 2015 tarihlerinde yapılan seçimlerde başta HDP-AKP olmak üzere yapılan seçim ittifakları görüşmelerinden ilgili partilerin dominant yaklaşımları sebebiyle sonuç alınamadıysa da Birliğimiz birlikte yaşadığı halklara karşı sorumlu siyasi bir olgunluk içeren bir anlayışıyla ; Bu aşamada parti kurma çalışmalarımızı devam ettirmenin yanı sıra aynı coğrafyayı paylaştığımız bazı halkların siyasi temsilcilerinden gelen teklifleri de değerlendirilerek, kurulmuş olan bazı partilerle de birleşme ve ortak program oluşturma konusu değerlendirilerek bu konuda görüşmeleri sürdürme kararı alınmıştır. Bu çerçevede Birliğimize makul önerilerde bulunan iki partiyle görüşmeler başlatılmıştır. Görüşmelerin sonuçları en uygun zamanda kamuoyumuzla paylaşılacaktır.
8. Libya’da işgalci İtalyan güçleri karşısında sergilediği özgürlük direnişiyle Arap coğrafyasında ve dünya çapında bir özgürlük ve direniş sembolüne dönüşen ve “Çöl Aslanı” olarak anılan Ömer Muhtar’ın idam edilişinin üzerinden 86 yıl geçti. Arap âleminin direniş ve özgürlük sembolü Ömer Muhtar’ın idam edilişinin 86. Yılında onu saygı, rahmet ve minnetle anıyoruz. Saygılarımızla.

1 Trackbacks & Pingbacks

  1. BEYT-NAHREYN ARAP-ARAMİ BİRLİĞİ SÜREÇ DEĞERLENDİRMESİ SONUÇ BİLDİRGESİ – Beyt-Nahreyn

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


3 × one =