KDP BAKUR’a ilanla “Kurucu üye” arıyorlar!

KDP BAKUR’a ilanla “Kurucu üye” arıyorlar!

 

Amir Bey bugün yazmış oldugunuz bir yazıda tartışma yaratacak iddialarda bulundunuz. Bu iddiaları size soracagım ama önce sizi kısaca tanıyalım isterseniz. Kimdir Amir Bayar?

 

Ben 1969 yılında Siirt’in Baykan ilçesine bağlı Atabağı Köyü’nde doğdum. Sosyologum.

Siyasete ilginiz ne zaman başladı ve bugüne kadar hangi kurum veya partilerde görevler aldınız?

Çocukluktan beri Kürt siyasetine hiç uzak kalmadım. Son dönemlere kadar aktif olarak siyasetin içinde olmasakta, içli dışlı ve ilgiliydim. Babam aşırı derecede Barzaniciydi, o gelenekten geldim. 2000’li yılların başına kadar ara ara Hdp geleneğinden gelen partileri desteklediğimiz ve oy verdiğimiz dönemler oldu. Son beş altı yıldır KDP bünyesinde siyaset yapan partilerle beraber hareket etmeye başladım. 24 temmuz 2016 tarihinde Erbild’e yapılan PDK Bakur kongresinde yönetimde yer aldım. Son aylarda kurulma çalışması yapılan KDP’nin kurucalar listesinde istemediğimiz,  karanlık kişilerin olduğunu görünce karşı geldik, ama bir şey elde edemeyince istifa ettim. Şu anda herhangi bir oluşumun içinde değilim.

7 yıldır kurulamayan KDP Bakur’dan söz ediyorsunuz bugün Facebookta paylastıgınız yazınızda. Bu hangi KDP oluyor? Bir değil, birkaç KDP var değil mi?

KDP Bakur, Mele Mustafa Barzani’nin kurmuş olduğu Ana KDP’nin Bakur (*Bakur=Kuzey) koludur. 11 temmuz 1965 tarihinde kuruldu PDK Bakur. Kurucuları Derweşe Sado, Şakir Epözdemir, Sait Elçi ve arkadaşlarıdır. Bugüne kadar illegal olarak faaliyet yürüttü. 2010 yılında yapılan kongrede Türkiye Kürdistanı’nda legal olarak faaliyet yürütebilmesi için yasal parti kurma kararı alındı. Başkanlığada Sertaç Bucak getirildi. O günden bugüne yasal parti kurmak için çalışan Sertaç Bucak ve ekibi bir türlü bu kurma işini beceremedi. Geçen seneye kadar üç sefer parti tüzük ve kurucular kurulu lstesi hazırlandı, tüm eksiklikler giderildi ama İçişleri Bakanlığı’na dilekçe verecek irade bir türlü ortaya çıkmadı. Böyle her girişimden sonra bir araya gelen kurucular arasında tartışma çıktı, ayrılıklar oluştu. Kimileri gitti, evinde oturdu, kimi parti ve oluşumlara gitti. Bu denemelerden sonra KDP şu an dörde bölünmüş durumda. KDP-T var. Resmi olarak İçişleri Bakanlığı’na dilekçeyi vermiş. PDK Bakur adında bir parti var, o da resmi olarak dilekçesini vermiş. KDP İnisiyatif var, henüz oluşum sürecinde partileşmemiş. Ve sözünü ettiğim de şuan partileşme sürecinde olan ve 7 yıldır partileşmek için elinde dilekçe ile dolaşan ve kendilerine “Ana KDP” diyen Sertaç Bucak’ın grubu var.

 

KDP Bakur’un 15-20 yıldır tepesine çökmüs, maddi olarak zenginleşmiş kişilerden de söz ediyorsunuz.  Kimdir bunlar gidip Barzani’den para alıp siyaseti çıkarları için kullananlar?

 

Burda isim olarak belirtmem yanlış olur, isimler üzerinden polemik yapmak istemem. Ama son 20 yıldır PDK Bakur’un tepesinde ve yönetiminde bulunan kişilerin kim olduğunu birçok çevre biliyor, en azından KDP çevreleri çok iyi biliyor. Bunların bir çoğu yukarda ismini saydığım partilerde hâlen yönetici durumda bulunan da var şimdilik siyaseti dışardan seyredip bu partilerin içine adamını yerleştiren kişiler de var.

 

Çok çarpıcı bir noktaya daha temas etmişsiniz yazmış olduğunuz yazıda, o da şudur: Mehmet Emin Kardeş’in sosyal medya üzerinden KDP Baku’ a kurucu üye aradığı. Nasıl olabilir bu? Şaka gibi sanki, ama siz ciddisiniz!

Evet, sadece Mehmet Emin Kardeş değil, yönetici birkaç arkadaş daha aynı şekilde kendi sayfalarında buna benzer paylaşım yapmıştı. Dikkatimi çeken şu an KDP T’nin başkanı olan Mehmet Emin Kardeş’in kendi sayfasında böyle bir paylaşım yapmasıydı. Kendi telefon numarasını da ekleyip, kurulacak partiye “kurucu üye olmak isteyen varsa aşağıdaki numaradan bana ulaşabilir” diye not düşmüştü. Kendimi tanıtmadan ben de aradım. “Bu parti üyeliği ile ilgili ilanınız için aradım, ben de kurucu üye olmak istiyorum” dedim. Adam hemen “Tabii, tabii, tabii” Bu tabii kelimesi en az on defa ağzından çıktı ve bana “Şu evrakları Haziran ayının 20’sine kadar bana ulaştır” dedi. “Tamam” deyip telefonu kapattım. Ya adam hiç sormadı, “Sen kimsin, nerden arıyorsun, necisin, ne işlen meşgulsün, bir siyasi geçmişin var mı?” Ya belki ben kötü niyetli biriyim. MİT’im. Veya ajanım. Bir partinin kurucular kuruluna tanımadığınız, hatta ismini bile sormadığınız birini nasıl alırsınız? Akıl işi değil!  Ve düşünün; kurulacak bu parti Melê Mustafa Barzani’nin yadigarı olan KDP’dir. Sıradan ve tanımadığınız, îlanla bulduğunuz insanlarla sosyal medya üzerinden adam bularak parti kuruyorsunuz. Mantığın tükendiği yerdeyiz maalesef!!!

Hakikaten tuhaf…

Yeni Kurulacak KDP’de MİT’in de elemanları olduğunu söylüyorsunuz, karanlık kişilerden bahsediyorsunuz. Sizin gördügünüzü onlar neden görmüyor? Bilerek mi MİT’le iş tutuyorlar bu adamlar?

7 ay önce başlanan kurulacak bu partinin içinde ilk etapta biz de vardık. Biz yeni kadroların genç, mücadeleci ve milliyetçi bir kadronun oluşumundan yanaydık. İçine en azından yeni isimlerin, yeni sîmaların olması gerektiğini söyledik. Ama “beyin takımı” asla buna yanaşmadı. Beyin takımı dediğim, yıllardır tepede bulunan kişiler! Kendilerinden başka kimseyi kabul etmeyenler. “Biz 40 yıldır KDP’liyiz, Rebazız (Rebaz, Melê Mustafa Barzani”nin çizgisi, yolu demek) deyip arkalarında üç adam olmayan kişiler. Bunlar kalktı, daha önce KDP’de yöneticilik yapıp yolsuzluk, hatta hırsızlıktan dolayı parti tarafından ihraç edilen eski arkadaşlarıyla parti kurmaya karar verince ben istifa ettim. Bu insanlar yıllarca partinin tepesinde kalan, hırsızlıktan tutun MİT ile ilişkileri olduğu tüm yöneticiler tarafından bilinen bir gerçek. Bunları benim bildiğim kadar orda bulunan 20 yöneticinin tamamı bilir, Sertaç Bucak da bilir. Çünkü parti bunları ihraç ederken, kiminin suçu yolsuzluk, hırsızlık, kiminin devletle işbirliği yaptığı gerekçesiyle partiden uzaklaştırılmışlardı.

Bu suçlar partinin dosyasında mevcut. Yani bunların devlet adına hareket ettiğini hepsi bilir. Örnek olarak Rojat Amedi (Veysi Efe oluyor) , Mehmet Emin Kardeş ve onlarca AKP yanlısı kişi var. Adına da “birlik” dediler. Güney Kürdistan Hükümetine de “Biz birlik oluşturduk, partiyi kuruyoruz” diye gittiler. Üst yönetim partinin kimlerden kurulacağı ismen belirtilmemiş, sadece “Rebazda birlik oluşturulmaya çalışılıyor” denilmiş. Üst yönetim de “isteğimiz zaten birliktelik oluşturmak” diye “olur” vermiş. Ama bunlar daha sonra AKP’nin kimi kadrolarını ve yakın kişileri de bu birlikteliğin içine aldılar. Bundan Güney Hükümeti’nin alt kadrolarının haberi var ve beraber çalışma yürütüyorlar; ama üst asla oynanan oyundan haberdar değil. Yani şunu diyebiliriz, Güneyin kimi istihbarat ve alt yöneticileri üstlerine yanlış bilgi veriyorlar. Biz de sesimizi üst yönetime duyurmaya çalışıyoruz.

Veysi Efe, yani diğer adıyla Rojat Amedi’nin görevi neydi? O’nun döneminde neler oldu?

Veysi Efe yani Rojat Amedi uzun süre (on yıldan fazla) PDK Bakur’un en tepesinde görev yaptı. Eşbaşkanlık gibi bir şeydi, Dara Bilek ile beraber yürüttüler. 2013 yılında yolsuzluktan dolayı kongre kararı ile partiden uzaklaştırıldı.  Ondan sonra gerçekleşen iki kongreye hesap vermesi için çağrıldığı halde hesap vermeye gelmedi . Daha sonra Mehmet Emin Kardeş’le KDP T’yi kurdu. Partideki en karanlık dönem onun yönettiği dönem olmuştur. Diyarbakır’da kahvaltı yapıp Erbil’de öğle yemeği yiyen, akşam yemeğini Paris’te yapıp, geceyi Amsterdam’da geçiren adamdır. Türk MİT’i ile iyi ilişkiler içinde olduğu gibi Güney yönetiminin alt kademesinde de güçlü ilişkileri vardır. Her iki taraf arasında arabuluculuk görevini iyi yapar. Sözünü ettiğimiz bu yeni kurulacak partinin mimarlarındandır.

AKP, ya da Devlet diyelim, KDP Bakur’a kendi adamlarını yerleştirerek  Kürtler’in en azından bir kısmını daha bu yolla kendine mi bağlama çabasında?

Evet, Kürdistan’ı bölen egemen devletler, yüz yıldır “Kürtler’i nasıl kullanırım” diye siyaset yürütmektedir. Kurulan tüm Kürt parti ve örgütlerinin içerisine kendi adamlarını sokmayı başarmıştır. Bazı parti ve örgütleri bizzat devlet eliyle kurulmuştur. Mesela PKK ve HDP bizzat devlet eliyle kurulmuş partilerdir.

Kırk yıldır devlet bunları Kürt halkına karşı kullandı. Bunların sayesinde Kürtler’in bağımsızlık mücadelesi bugün “demokratik talep ve kardeşlik isteme” seviyesine indi. Kürt toplumunda Hdp, Pkk’nin son dönemlerde îtibar kaybı olunca Kürtler’de milleyetçilik söylemleri de arttı. Devlet veya AKP, gelişen durumu görünce yeni tedbirler aramaya başladı. Tedbirlerden biri KDP gibi köklü bir partiyi ele geçirme düşüncesi oldu.

Devlet bizden daha iyi biliyor ki Kürdistan’ı kurabilecek yegane güç ve parti KDP’dir. Pkk- Hdp’nin artık bunu engelleyemeyeceğini düşündü ve KDP’ye el attı. Hdp misyonunu doldurdu ve devlet hiçbir şekilde artık onu muhattap almayacaktır. Önümüzdeki sene devlet yeni bir çözüm süreci başlatma niyetindedir. Bunu yine Abdullah Öcalan üzerinden yapmayı düşünür ama Hdp’yi kullanarak değil! Önümüzdeki aylarda Öcalan’dan mesajlar getirilecek, Pkk- Hdp’nin başarısızlığı dillendirilecek, Hdp biraz daha itibarsızlaştırılacak. Devlet bu sürede kurmuş olduğu KDP üzerinden Öcalan ile görüş sağlamaya çalışacak. Yani yine muhattap Öcalan olacak ama faktörler değişecek, yerini KDP alacak. Tabii Bakur KDP’sinin bu yolu üstlenmesi aslında Barzani’ye karşı bir darbe olarak düşünülebilir. Barzani’nin partisi Apo’nun ayağına gidecek, öneri ve talimatları ordan alacak. Öcalan zaten devlet demek! Devlet eliyle kurulan KDP de devletin denetimine geçince, devlet devlet ile görüşüp Kürdistan sorununu konuşuyor olacak. Tabii ki bütün bunlar plan ve oyalama taktikleridir. Amaç, bir kırk yıl daha kürtleri oyalama uyutmadır.

 

Röportaj: Ulaş Boz

vengmanett@gmail.com Yazıları
Facebook : Vengma
Contact: Facebook

Yorum Yap

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


fifteen + fourteen =