Take a fresh look at your lifestyle.

Nokta mı, Virgül mü, Soru İşareti mi?

0 160

Recep MARAŞLI / Gelawej’in editörlüğü sırasında en çok karşılaştığım durumlardan biri de satırbaşı ve paragraf olmayan hiçbir ama hiçbir noktalama işareti bulunmayan metinler gelmesiydi.

Sınav sorusu cevaplar gibi uygun yerlere doğru noktalama işaretleri koymak, paragraflara ayırrmak bana kalıyordu.

Bununla ilgili bir fıkra bile var:

Noktalama işaretlerini kullanmayı bilmeyen öğrenci, edebiyat sınavında, hiçbir işaret kullanmadan yazdığı tekstin sonuna bütün noktalama işaretlerini ardarda dizdikten sonra altına şöyle bir not düşer:

– Herkes yerine marş marş

Böyle bir durumda hangi işaret nereye gider? Hepsinin ayrı bir karekteri, ilgisi olmalı değil mi?

Şöyle bir soru gelir aklıma.

İnsan kendini hangi noktalama işaretinin yerine koymak ister? Hiç düşündünüz mü? Nokta mı, virgül mü, ünlem mi, soru işareti mi? Her işaretin bir karektere benzeştiğini düşündünüz mü?

Çoğunluğun NOKTA olmak istediğini düşünürüm. Kesin yargılar, mutlak sonuçlar hep “NOKTA KOYMAK” yanlısıdır. NOKTA’nın dediği dediktir, padişah buyruğu gibi kesindir. Nokta uzun açıklamalardan, anlatımlardan, tasvirlerden hoşlanmaz. Biraz da narsisttir; herşeye kendi etrafından bakılmasından haz aldığı söylenebilir. “Soruna bu NOKTADAN bakarsak veya konuyu bu noktadan öbürüne taşırsak”.. noktaların mutlu olacağı muhakkak.

Fakat noktalara haksızlık etmemeli. Onlar olmasa yeni cümleler kurmak, yeni başlangıçlar yapmak mmkün olmazdı. Yerli yerine konmuş bir NOKTA kurtarıcıdır.

Ne var ki her nokta en az diğeri kadar kararlı olduğu için yanyana geldiklerinde birbirlerini nötralize ederler.

iKİNCİ NOKTA, diğerinin üzerine geldiğinde onu açıklamaya zorlar: “Hadi izah et bakalım!”

Sonuna üç nokta yanyana gelmiş cümlenin ise, eski kesinliğinden eser kalmaz ve “daha ne söyleyeceklerim var ama…” diye esner.

Hele boşlukta yanyana duran ÜÇ NOKTA… çok zavallıdır. Herhangi bir cümleyi sonlandıramayan noktaların sessizliği ve yalnızlığı. “İç imiz sır dolu” der gibi durur.

VİRGÜL uzlaşmacı, arabulucudur. Konuşmayı, anlatmayı, lafı uzatmayı sever. Herşeyi, herkesi yanyana getirebilir, sıraya sokabilir, topluluğun içine katabilir. Misafirperverdir, bitirmeden devam etmek için soluk almamızı da sağlar. VİRGÜL bize uzun hikayeleri, tasvirleri, betimlemeleri hediye eder.

“Bu işe artık bir NOKTA KOYUYORUZ” diyen arkadaşlarla, “Tamam o zaman biz de VİRGÜL atarız, NOKTALI VİRGÜL olur ve cümleye devam ederiz.” diye şakalaşmayı çok severim.

Virgül’ün uzlaşmacılığı noktayla da uyum sağlayabilmesinde.

Öfkeliler, kızgınlar, sinirliler, şaşkınlar, mutsuzlar hatta alaycılar hep ÜNLEM işaretidir. Ünlem bağırarak konuşur, yumrukları sıkılıdır. Korkutmak, kışkırtmak, tehdit etmek isteyenler de ÜNLEMCİ’dir.

Ama ÜNLEM aynı zamanda kavgacıdır, isyancıdır!… Ünlem olmadan slogan atılmaz!

PARANTEZ’ler, her lafın arasına girip izahat yapmayı seven dedikoducu teyzelere benzer. Parantezi açıp da kapamayı unutursanız lafın sonunu getiremezsiniz. Gayet malumatfüroş olan KÖŞELİ PARANTEZ’ler ise bu işin biraz mürekkep yalamış, entelektüeli gibidir her zaman ortalarda görünmese de otoritedir.

TIRNAK’lar anlamın aidiyet bekçisidir. Özerk bir alan açar, sizin lafınızı başkalarından, başkalarının lafını da sizin sahiplenimenizden korur. Kimse ile kaynaşmak istemeyen bağımsızlık ve asalet meraklısı kelimeler de TEK TIRNAĞI yardıma çağırır.

Böyle yararlı işler gören ÇİFT TIRNAK, sözleri alaya almayı, anlamını bozmayı ötekileştirmeyi severek de zehirli iğnesini batırmaya hazırdır. “TIRNAK” içine giren sözün, kavramın vay haline!…

Sık sık görülmeyen slash / yedeklenmecidir: “Ben de varım” der; Yıldız *, uyarıcıdır; “aman yanlış anlamayın, benim buradan ayrı bir özelliğim var” diye kelimelere yapışır.

– TİRE’ler gevezedir, illa ki konuşmalı ya da açıklama yapmalıdır.
ALT ÇİZGİ dalkavuktur, kendine güvensiz sözlerin altına yayılarak onlara dikkat çekmek için vardır.

Gelelim, meraklıların, kuşkucuların, inanmazların; her şeyi eşelemeyi, soruşturmayı, didiklemeyi sevenlerin SORU İŞARETİNE..

“Hangi noktalama karekteri?” sorusuna benim yanıtım: Atını cizerek söyleyeyim ki:

BEN BİR SORU İŞARETİYIM ?

(Bakın nokta yerine soru işareti koyunca o bile kuşkulu oldu. İŞTE ÜNLEMİN YERİ!)

Neyse… Dedidiğim dedik noktaların, uzlaşmacı virgüllerin, dedikoducu parantezlerin, geveze tirelerin, akıllı tırnakların, dalkavuk alt çizgilerin, öfkeli ya da alaycı ünlemlerin; kuşkulu ve meraklı soru işaretlerinin… hepsinin ama hepsinin cümlemizde yeri var.

Kaynak: Facebook

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

6 + 10 =