Türk devletinin ne Kemalist ne de İslamist kanadına yamanırız

 Vengma.com olarak sorularımızı KDP-BAKUR’un  Basın Yayın Sorumlusu Kasım İçli’ye yönelttik. Sayın İçli’nin parti adına gönderdiği yanıtları aynen yayınlıyoruz.
Kasım İçli
KDP- Bakur kaç yılında kuruldu, amacı nedir?
Partimiz 11 Temmuz 1965 yılında D.bakır’da Sait Elçi ve dört arkadaşı tarafından kuruldu. Partimizin kuruluş dönemindeki tüzüğünde partinin amacı şöyle açıklanmaktaydı; “ partinin amacı Kürt milletinin diğer milletler gibi kendi milli haklarını elde etmesidir”. Tüzüğün devamında Kürdistan’ın Kürdistanlılar tarafından yönetilmesini sağlamak amacıyla mücadele edilecektir” denmekteydi.
 
Partiniz Kuzey Kurdistan’ın en eski partisi olmasına rağmen neden güçlenip halkın destegini alamıyor, bunun başlıca sebepleri sizce nelerdir?

Partimizin üzerine düşen görevi yerine getiremediği ile ilgili söylediğiniz eğer şu anlama geliyorsa Kürdistan’ın özgürleşmesini sağlayamadığı ise doğrudur. Partiyi değerlendirirken ülkede hakim olan sosyolojik, politik ortamın dikkate almak gerekir. Kuzeyde 1925 – 1935 arası yürütülen direniş hareketlerinin yenilgi ile sonuçlanması üzerine sömürgeciler tarafından yürütülen sosyal yapıyı bozucu kitlesel sürgünler, asimilasyon ve baskı politikaları halk üzerinde ciddi yılgınlık yaratmıştı. Uzun süre hiçbir örgütlü faaliyet yürütülememişti. Ölümsüz liderimiz Mele Mustafa Barzani’nin güney Kürdistan’a dönmesi ve yeniden silahlı mücadele başlatması ile ancak yeniden küçük hareketlenmeler kuzeyde de ortaya çıktı. Bu hareketlenmenin önü de 1960 darbesi ve uygulamaları ile kesilmeye çalışıldı. Partimizin bu örgütsüzlük dönemini sona erdirmek amacı ile 1965 te kurulması dahi önemli bir başarıdır.

Kuruluş dönemi sonrası Kürdistanda örgütlenme çalışmaları DDKO lar içindeki faaliyetler, doğu mitinglerinde ciddi emekler verilmiş ve Kürdistanlıların Türkiye devrimcilerinden ayrı örgütlenmesi gerektiğinin sosyalist Kürd gençleri arasında kabul edilmesinde ciddi katkıları olmuştur.

Parti kuruluşunda doğrudan ifade edilmese de iki amaç belirlenmiştir. Birincisi güneyde yürütülen milli mücadeleye lojistik destek sağlamak; ikincisi kuzeyde milli bir uyanış gerçekleştirmek. Güneyin lojistik ihtiyaçları arttıkça parti daha çok bunu karşılamak amacı ile örgütlenmesini sınır bölgelerindeki kırsal alanlara kaydırmak zorunda kaldı. 1975 Cezayir ihanetinden sonra sekteye uğramasına kadar bu çalışmalarda Suriye partisi ile ciddi başarılar sağladı. Güneyde özgür bir Kürd bölgesinin oluşması temel strateji olarak kabul gördü ve bu çalışmalar 1991 körfez savaşı döneminde mülteci kamplarındaki Peşmergelerin savaş bölgelerine ulaştırılması PKK nin ambargolarının etkisinin azaltılması amacı ile yardımların ve gıda maddelerinin araçlarla bölgeye naklinin sağlanmasına kadar devam etti.

1975 Cezayir ihaneti partinin en temel zaafının ortaya çıkmasına sebep oldu. Kürdistan milliyetçiliğinin bir ideoloji olarak örgütlenememiş Parti içinde farklı ideolojik yapıların yaşamasına izin verilmişti. Yenilgi ve dünyada sosyalist ideolojik dalganın yükselmesi ulusal kurtuluş mücadelesi dahil tüm ezilenlerin ancak sosyalist örgütlenmelerle başarılı olacağına dair bir ön kabulün oluşmasına neden oldu. Kürdistanda hızla birçok sosyalist örgüt oluştu. Büyük bir bölümü milliyetçiliği reddeden bu yapılar devrimlerdeki en aktif grup olan gençler için cazibe merkezi haline geldi. Parti içindeki genç kadrolar da bu akımdan etkilendi. Gençlik içinde örgütlenmek için daha sol bir söylemin kullanılmasını zorunlu gören kadrolar partiyi solda yapılandırmaya çalıştılar. Parti içinde klasik partili ve solcu partili gibi bir ayrışma yaşandı. Partideki bu çatlak 1977 kongresi sonrası 1979 da bölünme ile sonuçlandı. Parti çalışmalarında ciddi sorunlar yaşandı. Bu da partinin daha fazla kitleselleşmesine engel oldu. Bunun üzerine tüm devrimcilerin başına çullanan 12 Eylül faşist askeri diktatörlüğü de eklenince uzun süreli bir sessizlik ortaya çıktı. Partinin bu dalgaya karşı gerekli karşılık vermemiş olması diğer tüm örgütler gibi neredeyse tasfiyesine yol açıyordu. Parti buna rağmen 80 li yıllardaki çalışmalarıyla 91 de daha önce ayrıştığı kadroların büyük bölümü ile birliğini sağlayarak çalışmalarına tüm eksikliğine rağmen devam etmeyi başardı.

KDP adına faaliyet gösteren birden fazla KDP var: Rahmetli Şerafetin Elçi’nin KDP’si, Mehmet Emin Kardeş’in başında olduğu KDP, Sertaç Bucak’ın başında olduğu KDP, geçenlerde legalleşmek için başvurusunu yaptığınız PDK-Bakur… Ne anlama geliyor bunlar? Aranızda ideolojik ayrılıklar mı var? Varsa nelerdir?
Kürdistan’da bir tane KDP Bakur vardır. Bugüne kadar 12 kongre gerçekleştiren ve Said Elçi önderliğinde kurulan partimiz PDK Bakur haricinde başka parti yoktur. Ancak bu ismi kullanan sahte oluşumlar ve menfaat grupları türemiştir. Bunlar ne Kürdistani’dir; ne demokrattır; ne de partidir.Aldatıcı ve kartondan ambalajlara aldanmamak lazım. Güneyde oluşan ranttan nemalanmak, kendi şahsiyetlerinde mevcut olmayan prestiji PDK sayesinde edinmek ve toplumda saygınlık kazanmak için çeşitli tipler türemiştir. Bunların bir kısmı ciddi suçlar işleyip yapıdan kovulunca sağdan soldan topladıkları birkaç kişiyle oluşum içine giren tipler… Ön kapısından kovuldukları partinin bacasından yine içeri girmek istiyorlar. Hatta bizzat işgalci devletin kurduğu ve kendine KDP diyen bir garabet bile mevcut. Toplum bunlara itibar etmemelidir. KADEP’i ise başka yere koyuyoruz, KADEP ve merhum kurucusu Şerafettin Elçi Kürdistan davasına emeği geçen insanlardır, zaten merhum Ş. Elçi partimizin kurucu üyesiydi, sonradan organik bağını koparmıştı ancak vefatına kadar partiyle diyalogunu sürdürdü.Bunun haricindeki tip ve yapıların hiçbiriyle ne organik ne de ideolojik hiçbir bağımız yok. Tam bağımsız bir partiyiz. Meşruluğumuzu milletimizden ve onların milli taleplerinden alıyoruz. PKK’nin siyasi kanadı nasıl Kemalizm’e bulanmışsa, nasıl Kürt milli haklarını kadın hakları, çevre, demokratik siyaset, kültür ve ekoloji gibi belirsiz ve çözümü yüzyıllar sürecek problemler lehine feda etmişse bu grup ve tipler de Türk-İslamcı ideolojiyle yine Kürtler aleyhine bir sonuç için muhataplık arayışındadırlar. Türk devletinin ne Kemalist ne de İslamist kanadına yamanırız .İkisinin de sahibi Türk devletidir. Kemalizm neyse Türk-İslamcı ideoloji de bizim için odur. Vatandaşlığa dayalı eşitlik ve kardeşlik hikayelerine de Müslüman kardeşliğine dayalı olanına da karnımız tok. Bu kendilerine “KDP” adını veren gruplarla temel ayrılığımız teslimiyetçiliği kabul etmememiz ve anti-sömürgeci oluşumuzdur. Aramızdaki ideolojik ayrılık budur.

Erbil’de Nizamettin Taş’ın bir grupla KDP’nin diğer parçalarını bir araya getireceği ve bu grupların da legal bir parti kuracakları söyleniyor, bu bilgi ne derece doğru?
Bunu ilgililerine sormak lazım, bizim bu projeyle alakamız yok, içinde de yer almayız, ancak böyle duyumlar bize de ulaştı, bizce bu sorunun muhatabı sayın Nizamettin Taş’ın kendisidir, bu proje kendisini bağlar, PDK Bakur’u ve temsil ettiği milliyetçi çizgiyi bağlamaz.
Bir de Veysi Efe ile Dara Bilek’in grupları var, hatta bunların birleşmenin figüran aktörleri olduğu ve bu birleşmenin MİT projesi olduğu partiniz tarafından iddia edildi. Bu konuda söyleyecekleriniz nelerdir?

Adı geçen unsurların partimizin 10 ve 11. kongrelerinde önce geçici sonra kesin ihraçla partimizle ilişkileri tamamen kesilmiştir, takdir edersiniz ki partiden kesin ihraç edilecek suçlar işleyenlerin Kürt milletine sunacağı olumlu bir katkı olamaz, bu tiplerin işlediği suçlar Kürt yurtsever kamuoyunda biliniyor, sürekli siyasi proje adı altında güneyden para kopartan tiplerdir, tüm projeleri de fiyasko kalmaya mahkûmdur, ancak yaşamlarını böyle idame ediyorlar, partimiz bunları siyasi şahsiyet olarak görmüyor, zaten yapacaklarının Kürt kitlesinde karşılığı da yoktur.

Partiniz şimdiye kadar yapılanlardan farklı olarak ne yapacak? Kürt halkının partinize yönelmesi için onlara ne vaad ediyorsunuz?

Partimiz 12. Kongre sonrası yapacağı çalışmalarda iki şeyi esas alacaktır. Kongre sonuç bildirisinde de değindiği gibi Kürdistan milliyetçiliğini bir ideolojik hat olarak örgütleyerek Kürdistanda hakim olan kemalizme bulaşmış sol ütopik PKK ideolojisi ile sömürgeci ideolojinin farklı versiyonları olan islamist Türkçü ve Kemalist Türkçü ideolojinin hakimiyetini yok edecek tir. Bu çalışmaları örgütlerken bir yandan kendi kadrolarını demokratik Kürd milliyetçiliği çerçevesinde eğitirken toplum içi çalışmalarla self determinasyon ve bağımsızlıkçı siyasi bir hat oluşturmayı hedefleyecektir. Bu milliyetçiliğin esasını Kürd ulusunun diğer uluslarla eşit haklara kavuşmasını sağlamak olacaktır. Tüm Kürdistan Kürddistanlılar tarafından demokratik esaslarla yönetilmediği sürece parti her türlü mücadeleyi yürütmeye devam edecektir. Diğer parçalardaki Kürdlerin de kendi kaderlerini kendilerinin belirlemeleri için yürüteceği mücadelede onlarla koordineli olarak çalışacaktır. Dönem dönem farklı ülkeler tarafında sömürülen Kürdistanlılar arasında ortaya çıkan çatışma koşullarının son bulması içintüm Kürdistan parçaları için ortak strateji oluşturabilecek ulusal bir üst kurumun oluşması için özel bir çaba gösterecektir.

Coğrafyamız derin bir değişimden geçiyor, Küresel güçler tarafından yeniden dizayn ediliyor, krizler krizleri, fırsatlar fırsatları kovalıyor, Kürdistanı işgal edenlerin meşruiyeti hiç olmadığı kadar aşınmış durumda, zaten panik ruh halleri bunu gösteriyor, bu konseptte Kürdistan lehine sonuç almak için Kürt milletinin mutlak surette örgütlü olması gerekiyor, halkımıza çağrımız mağlubiyet psikolojisinden sıyrılıp kendilerine dayatılan teslimiyetçi ve entegrasyoncu çizgiye karşı bağımsızlıktan yana tavır koymaları ve Kürdistan ulusal kurtuluş mücadelesine güçleri oranında katkı sunmalarıdır.

vengmanett@gmail.com Yazıları
Facebook : Vengma
Contact: Facebook

İlk yorumu siz yapın

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


1 × four =