Kürtler Bölünmedi!

Değerli okuyucular Kürdistan´in bağımsızlığı ve Kürtlerin birliği nasıl sağlanır, Kürtler arasindaki çatışmalar  nasıl sona erer sorularını Kürt entellektüellerine sorduk. İlk yanit Ömer Özmen´den geldi.
Vengma:Güney Kürdistan´da Kürdistan toprakları IŞİD’ten kurtarıldı, Kürtler bundan sonra ne yapmalıdır?
Ömer Özmen: Öteden beri DAİŞ´in Kürtlere düşman devletler tarafından kurulduğunu düşünenlerdenim. Bu konuda birkaç makale yazdım.
Bölge sömürgeci devletlerinin amaçları; Musul ve Kerkük ü işgal edip Güney Kürdistanın bağımsızlık hayalini suya düşürmekti. Bu amaçları gerçekleşmedi. DAİŞ in Musul’a saldırdığı gece, önceden istihbarat alan Güney Kürdistan yönetimi Kerkük ü 20 bin peşmerge ile kuşattı. Sömürgeci devletlerin planı burada büyük oranda çökertildi.
Daha sonra, başta Şengal olmak üzere DAİŞ işgaline uğrayan Kürdistan bölgeleri bir bir kahraman peşmergenin direnişi ile kurtarıldı. Sömürgeci devletlerin ortak ordusu olan DAİŞ, Kürdistan´da hezimete uğradı. Tüm dünya DAİŞ barbarlığına karşı Peşmergenin verdiği kahraman direnişe hayran kaldı.
Peşmerge ve onun asaletli başkomutanı sayın Mesud Barzani ye büyük saygı duydu. DAİŞ barbarlığına karşı verilen onurlu mücadele, Ulusararsı düzeyde Kürt ulusal mücadelesinr, büyük bir moral ve diplomatik destek kazandırdı.
Sayın Mesud Barzani, günümüzde uluslararsı platformlarda dünyanın sayılı aktörleri arasında karşılanıyor. Son Davos Zirvesi ve Viyana müzakerelerinde Sayın Barzaniye duyulan ilgi ve sempati, bu durumun açık örneğidir.
Kürdistan topraklarının özgürleştirilmesinden sonra yapılacak ilk iş; iç siyasal birliğin sağlanmasıdır.Güney Kürdistan´da ki siyasal partiler arasındaki iç çelişkiler, karşılıklı diyalog yoluyla çözülmelidir Yolsuzluk,rüşvet, adam kayırma gibi halkın inancını sarsan ve iç barışı bozan uygulamalara karşı köklü tedbirler alınmalıdır. Siyasi partiler, kendi aralarındaki çelişkileri, bağımsızlık sonuna ertelemlidirler.
Vengma : Bağımsızlık Zamanı gelmiş midir?
Ömer Özmen: Kanımca DAİŞ sonrası Kürt halkının uluslararası düzeyde kazandığı prestij, Kürdistanı aralarında paylaşan devletlerin modern dünya ile entgre olmakta zorlanmaları, Irak merkezi devletinin Şii- Sunni dengesini sağlamıyor olması, Güney Kürdistanda Bağımsızlığı dayatmıştır. Referandum olsun veya olmasın bundan daha elverişli bir ortam bulunmaz.
Vengma: Bağımsızlık ilan etmeye Kürt örgütleri mi hazır değil dünya devleri mi karşıdır?
Ömer Özmen:  Kanımca bu elverişli uluslararsı ortamda Kürdistan da bağımsızlık ilanının zamanı gelmiş, geçmiştir bile. Kürt örgütleri arasında İran’ tarafından desteklenen Goran ve PKK dışında, hiçbir örgütün Kürdistan´ın bağımsızlığına karşı olduğunu sanmıyorum. Goran bile açıkça bağımsızlığa karşı duruş sergilemiyor.
Kürt milleti, son yüzyılda bağımsızlık için çok kan döktü. Ağır bedeller ödedi. Bağımsızlık onun en doğal hakkıdır.Bu hakkı; şu veya bu örgütün rızasına bağlamak yanlıştır. Halkımızın iradesi kesinlikle bağımsızlıktan yanadır. Sömürgeci devletlerden örtülü destek alan onların yönlendirmesiyle hareket eden örgütlerin iradesi ille de gerekli değildir. Yine de Bağımsızlık sürecinde tüm Kürt örgütleri arasında ulusal mutabakat pozitif bir işlem görür.
Güney Kürdistan Federe Devleti 1992 yılından beri kendi kendisini yönetme tecrübesine sahiptir. 2005 te Irak anayasaının kabulüyle Birleşmiş Milletler hukukunca tescil edilmiştir. Devletleşme için gerekli olan kurumsal yapılar mevcuttur. Dünya devlerinin Kürdistan´ın bağımsızığına engel çıkaracaklarını sanmıyorum. Ancak bu devletlerin Kürdistanın bağımsızlığına düşman olan devletlerle ticari, askeri vs ilişkilere sahip olduklarından önceden tavırlarrını belirlemeyi tercih etmiyorlar diye düşünüyorum. Kaldı ki, bağımsızlık için ille de dünya devlerinin hepsinin niyeti aranmaz. Nitekim; 90 lı yılların ortalarında Makedonya bağımsızlık için adım attığında, dünyanın süper gücü olan Sovyetler Birliği şiddetle karşı çıkıyordu. AB üyesi bulunan Yunanistan, Ülkesindeki Makedon azınlığa sirayet edebilir diye bağımsızlık ilanına şiddetle karşıydı.Buna rağmen Makedon yöneticiler kararlı bir şekilde bağımsızlık ilan ettiler. Daha sonra tüm dünya devletleri Makedonyanın bağımsızlığına saygı duydu. Günümüzde Güney Kürdistan ın devletleşme tecrübesi, DAİŞ savaşının yarattığı uluslar arası sempati ve Sayın Mesud Barzani gibi dünyaca saygın bir siyasi aktör tarafından yönetiliyor olması gibi avantajlara sahiptir.
Makedonya nın koşullarından çok daha elverişlidir. Bu elverişli koşullarda bağımsızlık derhal ilan etmelidir diye düşünüyorum.
Vengma: Suriye Kürdistanı ile Güney Kürdistan neden birlik konusunu tartışmıyor?
Ömer Özmen: Suriye Kürdistanının , jeo /politik ve jeo/staratejik konumu, dünya devlerini ilgilendirdiği gibi, Kürdistanın dört parçası için de hayati bir öneme sahipir .Cizre den Afrina kadar olan 910 km. lik bu bölgenin özgürleştirilmesi, bölgede millici bir yönetimin kurulması, aynı zamanda Kürdistan fosil kaynaklarını Akdenize taşıyacaktır.
Kürdistan petrolü ve doğal gazı, uluslararsı piyasalara açacaktır. Bu durum; doğal olarak etkisini Kürdistanın dört parçasında gösterecekti.
Bundan dolayı ki; Kürdistanın bağımsızlığına karşı olan Türkiye, Irak ve İran devletleri, Suriye´ye direkt müdahil oldular. Suriye olaylarının başladığı dönemde, Sayın Mesud Barzani nin öncülüğünde Hewlêr ve Duhok ta Kürt örgütleri arasında yapılan mutabakatı PKK /PYD eliyle bozdular.
İran ve Suriye devletlerin lojistik ikmal ve cephane yardımlarıyla PYD yi bölgede insiyatif sahibi yaptılar. Suriye Kürt örgütleri arasında iç çatışma yarattılar. Silahlı insiyatifi ele geçiren PYD, PKK nin Kuzey Kürdistandaki teslimiyetçi siyaseti Suriye Kürdistanına taşıdı.Kürt halkının uluslararsı hukuktan kaynaklanan self-determinasyon hakkını, Suriye nin toprak bütünlüğüne indirgeyip Diktatör Beşar Esat rejimi ile uzlaştı. Böylece meşruıyetini kaybetti.PYD bölgede kurduğu ne idüğü bellirsiz kantonal sistemiyle, Güneybatı Kürdistan halkını bezdirdi. Diğer kürt örgütleri ve siyaseti üzerinde faşizan baskılar uyguladı. Kürt halkı arasında ulusal dayanışma ve birleşmeyi sabote etti. Böylece sayın Mesud Barzani´nin geçenlerde bir yabancı gazeteciyle yaptığı röportajda belirttiği gibi Kuzey Suriye de bağımsızlık fırsatı,PKK/PYD nin sömürgecilerle olan ilişkileri nedeniyle kaçırıldı. Günümüzde Amerika ve Rusya gibi dünya devlerinin askeri güç bulundurduğu Suriye’nin geleceğinin ne olacağı şu anda muğlaktır. Buna bağlı olarak PYD/PKK nin bölgede Baas rejimi ile koordineli olarak kurduğu faşizan/kantonal sistemin de yürüyüp yürümediğini önümüzdeki süreçte göreceğiz.
Nihayetinde bölge haritasının tayininde, hep olduğu gibi dünya devleri belirleyici olacaktır.
Vengma: Güney Kürtleri, Erbil Süleymaniye ekseninde bölündüler mi?
Ömer Özmen: Bence “bölündüler” demek için henüz erken. Millet egemenliği partiler arasında bölüşülmez. Egemenlik millete ait olur. Ülkemiz yeterince bölünmüştür. Hiç kimsenin tekrar Kürdistan toprağını kendi parti çıkarları için bölmeye hakkı yoktur. Güç bazında Güney Kürtlerinin Erbil-Süleymaniye ekseninde bölünmesi, Kuşkusuz Bağımsızlık ilanını olumsuz olarak etkiliyecek,Bölge sömürgeci devletlerinin Kürdistan bölgesindeki bağımlılık ilişkilerini güçlendirecektir. Ben şahsen Erbil-Süleymaniye arasındaki çelişkileri sadece bölge devletlerinin tassalutuna bağlamıyorum. Her Ortadoğu İslam coğrafyasında olduğu gibi, yolsuzluk, adam kayırmalar, yönetimin demokratik tarzda paylaşılmaması gibi alışkanlıkların, bu ayrışmada rol oynadığı düşünüyorum. Bu konuda Güneyli partilerin tekrardan biraraya gelip millet çıkarı temelinde biribirlerine taviz vermeleri ve istiktarsızlığa neden olan engelleri, diyaloğla çözmeleri gerekiyor. YNK  yöneticilerinden olumlu sinyaller geliyor.
Umut ediyorum ki bağımsızlığın gündeme oturmasıyla önümüzdeki süreçte Erbil-Suleymaniye arasındaki çelişkiler nötralize edilebilir.
Vengma: İran ile Türkiyenin Erbil Suleymaniye bölünmesinde rolü varmıdır?
Ömer Özmen: Türk Kamuoyunda ciddi bir Ant-Kürt damar olmasına rağmen, ben şahsen devlet aklıyla hareket eden Türk yöneticilerinin Erbil Suleymanîye ayrışmasında, bugün için rolünün olduğuna inanmıyorum.
Çünkü; Türkiye, Yaptığı petrol antlaşmaları ve Kürdistan petrolunun Türkiye üzeri uluslararsı piyasalara açılması için Güney Kürdistanın istikrarsızlaştırılmasında çıkarı yoktur .
Diğer taraftan, İranın nükleer güce kavuşup tüm Orta doğuda hegemon bir güç olması, uzun vadede Türkiye’nin bekasını da tehdit edecektir. İranı Şii hilaline açan coğrafyada bir Kürt devletinin kurulması, diğer Orta doğu ülkelerinin v e batı güvenlik sisteminin olduğu gibi Türkiye nin de çıkarınadır.
Bu anlamda, Türk devletinin geçmiş yıllarda olduğu gibi Güney Kürdistan ın bağımsızlığına engel çıkaracağını sanmıyorum. Fakat, Güney Kürdistan ın bağımsızlığını kendi hayati çıkarları önünde engel gören en güçlü devlet, fundementalist İran rejimidir.
Sadece Güney Kürdistandaki istikrarsızlıkta değil, Suriye deki kanlı kapışmanın arkasındaki en güçlü aktör de İrandır. İran tüm dünya da bir terör ve istikrarsızlık santralidir.
Vengma: Şengal Krizinin gerçek nedeni nedir sizce?
Ömer Özmen: -Şengal deki istikrarsızlığın asıl nedeni; Stalinist ideolojileri gereği, İran ve Suriye deki Baas diktatörlüğüne göbekten bağlı olan PKK yöneticileridir. PKK yöneticileri çok net ve açık olarak, bölge ülkelerinin toprak birliğinin korunması için Kürdistanın bağımsızlığına karşı savaşacaklarını belirtiyorlar. Artık saklama gereğini de duymuyorlar.
Abdullah Öcalan; yıllar önce Ali Fırat adıyla Özgür Halk dergisinde ilginç bir tespit yapıyor. Şöyle diyor: ”Bakınız buradan açık olarak ifade ediyorum. Tedbir alınmazsa PKK her an karşıtına dönüşebilir” ( Özür Halk Dergisi- Aralık 1996 sayısı) Öcalan ın tamamen bağımsız olduğunu düşünsek bile bu tespitinden yaklaşık 3 yıl sonra tutuklandığına göre herhangi bir tedbir alınmamıştır demektir.
Kandildeki yöneticilerin “Kürdistanın bağımsızlığna karşı savaşacağız”türündeki sözleri nazara alındığında, ya Öcalan bu karşıtına dönüşmeyi önceden organize etmiştir. Ya da PKK bağımsızlıkçı bir örgüt iken , bu günkü PKK yöneticileri, onu karşıtına dönüştürmüşlerdir. İkisinin ortası düşünülebilinir mi? Geçenler de paylaşılan bir videodan bizat izlemiştim. PKK nin Şengalde kurduğu YPŞ temsilcisi aynen şöyle diyordu: ” Biz kürt değiliz Êzidîyiz. Kürdistan´a değil, Bağdat´a bağlanmak istiyoruz” PKK nin Şengal deki Kürt karşıtı tutumu, bundan daha açık ifade edilebilinir mi? Düşünün, Şengalin Kurtarılması için DAİŞ barbarlığına karşı binlerce peşmerge şehit düşmüştür.Şengal deki Êzidi kardeşlerimizi tekrardan Iraktaki çağ dışı şii ve sunni fanatik rejimlerin kucağına terkedecek kadar kendilerinden uzaklaşmışlardır.
Üstelik Şengal deki Êzidi Kürtlerin tamamına yakını böylesi bir talebe sahip değildir. Sn. Mesud Barzani, geçen hafta êzidi temsilcilerine ve dini liderlerina yaptığı açıklama da şunu dile getiriyordu.” Êzidi kardeşlerimizden oluşmuş 8000 kişilik bir peşmerge ordusu sizleri korumak için görevlendirilmiştir. Kendinizi nasıl idare edecekseniz buna siz karar vereceksiniz” Daha ne yapılabilinir?
Vengma: Peki; bu durumda PKK´nin İran´ın kurduğu fanatik Heşdi Şebi örgütüyle itifak halindeki marjinal YPŞ´nin Bağdat´a bağlanmayı ne ile açıklayabiliriz? Êzidileri korumak için mi?
Ömer Özmen: Yukarıda 6. Sorunun cevabında belirttiğim nedenlerden dolayı, İran rejimi, PKK yi Şengalde konumlandırmak istiyor.Bu yolla PKK ve Güney yönetimi çatıştırıp iç istikrarsızlık yaratmak istiyor.
İran Molla rejimi; PKK ile KDP yi çatıştırıp Türkiye yi de PKK bahanesiyle Güneye çekerek çatıştırmaları derinleştirip dört parçadaki Kürt halkı arasında bağımsızlık umudunu söndürmek istiyor.
Nitekim; Kerkük Kenti Peşmergenin denetiminde olduğu halde, İran molla rejimi, 20 Şubat 2017 günü Şii Irak merkezi hükümeti ile Kerkük Tahran Petrol antlaşmasını imzaladı. PKK nin de tam bu antlaşmadan bir hafta sonra Şengal ın Xanesor nahiyesinde çatışma tezgahlaması ve akabinde Şengale güç kaydırması tesadüfi değildir.
Vengma: Güneydeki güçlerin bir araya gelmesi, ve sorunları kendi aralarında çözmesi mümkün mü?
Ömer Özmen: Güneydeki güçler, bir araya gelmek ve kendi aralarındaki sorunları çözmek zorundalar.
Güney Kürdistanda toplumsal tabanı olan KDP,YNK,GORAN,YEKGITUYÊ ÎSLAMI ve KOMRLA İSLAMİ yöneticilerinin bir araya gelmeleri ve sorunları millet hareketinin çıkarı temelinde diyalop ile çözmeleri zor değildir. Bu fedakarlığı yapmalıdırlar.
Güney Kürdistan tarihi, benzeri diyaloglara tanıklık etmiştir. (YNK ile KDP nin kanlı iç savaştan sonra Federayon öncesi anlaştıkları gibi) Aksi takdirde herekes kaybedecektir.
Güneyli yöneticilerin bağımsızlık sürecinde öncelikli olarak iç siyasal birliklerini sağlamalıdırlar. İç iktidar mücadelesini, bağımsızlık sonrasına ertlelemelidirler. Çünkü; ulusal bağımsızlık sonrası toplum projelerinin ulusal bağımsızlığın gündemine dayatılması , sabotaj işlevini görür.Bunu her kürt görmelidir. YNK yöneticilerinden olumlu sinyaller geliyor. Umut ediyorum ki bağımsızlığın gündeme oturmasıyla önümüzdeki süreçte Erbil-Suleymaniye arasındaki çelişkiler nötralize edilebilir.
Vengma: Ortadoğu’da hiç bir ülke referandumla bağımsızlığını, ulusal haklarını elde etmedi, Kürtler için referandum neden gerekli?
Ömer Özmen: Güney Kürdistan yönetiminin bağımsızlık için referandum opsiyonunu öne sürmesi; bölge devletlerinin yıkıcı etkilerini törpülemek ve uluslararsı camiada destek bulmak içindir diye düşünüyorum.
Orta doğudaki diğer devletler, de-fakto olarak kurulmuş yapay devletlerdir. İran ve İsrail dışındaki devletlerin tamamı, devletlerin tamamı, İmparatorluğun parçalanmasıyla savaş galibi Britanya ve Fransız emperyalistlerinin çıkarları baz alınarak kurdurulmuşlardır.
Dolayısıyla bu devletlerin kuruluşunda halkın iradesi söz konusu olmamıştır. Referandumdan da bahsedilemez. Saygılarımla.
 Vengma: Biz  teşekkür ederiz, bilincinize ve yüreğinize sağlık.

Ömer Özmen : 1954 yılında Varto da doğdu. Düziçi İlköğretmen Okulu ve Anadolu Üniversitesi mezunudur.Türkiye ve Kürdisatan’ın çeşitli yerlerinde öğretmenlik yaptı. Peyama Kurd ve Serbesti dergileri başta olmak üzere değişik gazete ve dergilerde yazarlık yaptı.“Çend Peyam ji Peyama Kurd” ve “Hevalname”adlı iki tane Kürtçe kitabı yayınlanmıştır. Bir dönem yurt dışında yaşıyan Ömer Özmen, halen özel bir rehabilitasyon merkezinde uzman eğitimci olarak çalışmaktadır. 4 çocuk babasıdır. (Malivan, Azad, Hêvidar, Nalin)

vengmanett@gmail.com Yazıları
Facebook : Vengma
Contact: Facebook

Yorum Yap

  1. KÜRTLER BAŞKASININ TOPRAĞINI BÖLME DEĞİL, KENDİ BÖLÜNMÜŞ TOPRAKLARINI BİRLEŞTİRMEK İSTİYOR.

    Kürdistan Referandumu tarihsel bir adım!

    Bilindiği gibi, açık bir mezhep devleti halini alan Irak alanında kalan Güney Kürt Yönetimi, birleşmiş milletler yasalarında belirlenen doğal hakkını, her millet gibi kendi kaderini tayin hakkını kullanarak, Irak’tan ayrılmayı öngören bağımsızlık referandumu kararı aldı.

    Ne yazık ki Kürtleri birer öcü olarak gören ve gösteren, başta Türkler olmak üzere, Araplar, Farslar ve onların yalanlarına inanan bazı unsurlar, bu referanduma büyük bir düşmanlıkla cevap veriyorlar. Afganistan benzeri sonu görünmeyen iç çatışma ve halk savaşlarına gebe, dağılmaya yüz tutmuş olan bu devletler, ‘topraklarımızı bölüyorlar’ safsatasına sarılıp, silahlarını yeniden Kürtler’e çevirdiler! Kürtler, bu devletlerin topraklarını bölmüyor, asıl bölenler, Kürtlerin tüm hak ve hukukunu ayaklar altına alan, Kürt topraklarını kendi aralarında bölen, paylaşan, daha da ileri giderek Kürtleri yeryüzünden silmeye çalışan bu devletlerin ta kendileridir…! Sahte devletler, uydurma sınırlarla bir yere varılamaz! Zoraki sınırlar içerisine sıkıştırılan, toprakları bölünen ezilen halklarla barış kurulamaz.
    Toprakları paylaşılan halkların kendi iradelerine rağmen kurulan zoraki devletlerin kendileri çatışmaların ana kaynağıdır ve onların zoraki sınır ve devletleri sonsuza kadar savaş demektir.

    Diğer yandan bu referandum aslında bütün Kürtler’in bir referandumudur. Bir parti veya bölge rengi taşıyor diye bunun dışında kalmak yerine, bir Kürt olarak saf seçilmeli ve desteklenerek Tüm Kürtlerin referandumu şekline çevrilmelidir.

    Kürtler, onun bunun ”kardeş” düşmanları, Erdoğanlılar devletinin petrol borusu olmak istemiyor artık…!

    ‘Ben bunun dışındayım, beni ilgilendirmez, ona zaten güvenmiyorum..etc’, gibi hiç kimseye fayda sağlamayan tavırlar takınmak, Kürtlerin geleceğini belirleme sürecinin dışına çıkmak demektir.
    Burada ki sorun, partiler-kişiler, KDP, PKK, PYD sorunu değil, asıl olan, ezilen yok edilen Kürt halkının, kendi geleceğiyle ilgili demokratik haklarını belirleme sorunudur. Kürt milletinin hak hukuk sahibi olabilmesi için, siyasi temsilcilerinin bu Referanduma katılım noktasında kendi aralarındaki farklılıkları asgariye indirmeleri gerekir. Bunun en iyi örneklerini, Kürtler gibi bağımsızlık isteyen Katalan ve İskoç halklarında görüyoruz… İspanya’da Katalan’lar veya İngiltere’de İskoçlar Referandum kararı alınca, ‘ben sağcıyım, dindar veya solcuyum’ diye birileri çıkıp ta ”Referanduma katılmıyorum” demiyor! Referandum, bir milletin kendi geleceği için yön belirlemesinin en iyi yöntemidir, en tabii metodudur ve bütün halkların en doğal hakkıdır.

    Her millet gibi Kürtler’de kendi öz farklılıklarına sahiptir. Bütün çelişkilerden arınmış bir millet yoktur, politik partilerin kendileri, farklı görüşler olduğu için vardırlar, ama ortaya çıkan bu partilerin içinde de her zaman farklı düşüncelerin ortaya çıkması kaçınılmazdır. Çelikşi ve mücadele olmadan ilerleme olamaz..Kürtler arasında, topraklarının uzun zamandan beri bölünmüş olması dolayısıyla daha fazla farklılık-çeşitlilik ortaya çıkmıştır…Ama bu farklılıklara rağmen, bağımsızlık referandumu kararı Kürdistan’ın dört parçasında ve dünyadaki tüm Kürdistanlılar arasında büyük bir coşku ve heyecan, düşmanlar arasında ise korku yarattı.
    Kürtlerin can düşmanı Türkiye paniğe kapıldı.

    Türk devleti, yıkılmakta olan Irak ve Suriye devletlerinin ayakta kalabilmeleri, veya onların yerine oluşabilecek yeni formasyonlarda, birincil derecede, Kürtlerin doğal haklarının yok edilmesini sağlayacak yapılanmalar için çırpınıp durmaktadır. Türkiye varını yoğunu buna yatırmaktadır…Bu anlamda TC, Ortadoğu’da Kürtlerin en büyük düşmanıdır ve referandumu da engellemek istiyor. Son haberlere göre Türk genekurmayı, İran genel kurmayını Ankara’ya çağırıp, Referandum sürecine yönelik ortak tavırlar takınmak için görüşmelere başladı!

    25 Eylül 2017 Kürdistan referandumu, birleşmek için bir adım olabilir!

    Bu bağımsızlık Referandumu kararı, Kürt milleti ve Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinde tarihi bir adımdır. Bütün Dünya, Kürtlerin kimliğini, tarihini, konumunu ve isteklerini tartışacaktır!
    Bu noktada, parti veya şahıslar değil, ideolojik takıntılar değil, tüm Kürt halkının çıkarları ve geleceği sözkonusudur. Görüldüğü gibi düşmanlar kılıçlarını bırakıp Kürtler’e karşı birleşti. Irak, Türkiye ve İran, Güney Kürdistan’da yapılacak, demokratik bir hak olan bağımsızlık referandumuna karşı hemen düşmanca bir tavır takındılar.
    Kürt düşmanı bütün güçlerin, daha sonucu belli bile olmayan bir referandum karşısında nasıl da hemen birleştiğini işte şimdi herkes yeniden görüyor! Türkiye’den yükselen düşmanca haykırışlar, Türk devletinin de sonu anlamına gelen o “bağımsız Kürt devleti”, ezelî bir öcü, evet işte şimdi onu avlamak için herşeyini seferber etti. TC çeteleri, ABD senatörlerine rüşvet teklif ederek Kürt referandumunu engelleme derdine düştü…

    Düşmanlar birleşti. O halde onlar tarafından 4 parçaya bölünmüş Kürtler de, Referandum noktasında kenetlenmeli, parti ve kişiler düzeyinde daha da bölünmek yerine, düşman devletlere yararlı maşa olma yerine, tam aksine daha çok birleşmeli ve bağımsız Kürdistan referandumuna hep beraber katılmalıdır.

    Irak ve Suriye zaten fiilen bölünmüş durumda. Aynı şekilde Türkiye devleti de uzun vadeli bir iç savaşa gebedir.. Şu anda Suriye ve Irak’ta uzun vadeli çatışmalı bir ortam mevcut. Cihatçı çetelerin geriletilmesi sorunu çözmüş değildir. Sünniler ile Şiiler-Aleviler kendi bölgelerinde hükümranlık istiyor. Gerilimin daha uzun yıllar süreceği kesin.. Bu durum karşısında Kürtler için en iyi alternatif ayrılmaktır.

    Bu hereketle, Kürtler herhangi bir şeyi bölmüyor, herkesin toprağı zaten ayrıdır. Kürtler kendi topraklarında başka yerden gelen göçmenler değil, aksine Arap ve Türklerden çok çok önceleri bu topraklarda yaşıyordu… Asıl problem, Kürt topraklarının bu yabancı milletler tarafından bölünmüş olmasıdır.

    Türk’ün oturduğu yere Türkiye, Arab’ın oturduğu yere Arabistan, İranlı’nın oturduğu yere İran, Kürd’ün oturduğu yere ise Kürdistan denilir.

    Kürdistan’ın dört bir yanında Kürdistan halkı ayağa kalkmalı ve Güney Kürdistan’da başlatılacak Referandumu desteklemelidir.. Kürt’ler arası farklılıkları giderebilecek birliği sağlayabilecek ve Bağımsız Birleşik Kurdistan’ın resmileşmesinin yolunu açabilecek şartlar olgunlaşmaktadır. Unutmamak gerekir ki, parti ve gurup çelişkileri düşmanlar tarafından kışkırtılmaktadır. MİT, hem KDP hem de PKK’yi içerden kışkırtıp Kürtlerin arasına nifaklar sokarak referandumu sabote etmeye çalışmaktadır..
    Her millet gibi farklılıklar, birlikte hareket edebilmenin önünde engel olmamalıdır. Geçmiş dönemlerde olup bitenlerden ders çıkaralım. Elbette dar görüşlü olan çevreler vardır. Fırsatçı çevreler vardır. Cahil çevreler vardır. Güney Kürdistan’da izin verilen Türk askeri üsleri birer atom bombası gibi bütün Kürtleri tehdit etmektedir. Referandum yapıldıktan sonran Türk üsleri hemen kaldırılmalıdır.
    Türkiye aanında bütün Kürtleri soykırımdan geçirmek isteyen Türk’lerin üslerine izin vermek büyük bir hatadır. Görüldüğü gibi Türkiy’ye bedavadan akan Kürt petrolünün borusunu korumak için her yere TC askeri konumlandırılmıştır. Bu şekliyle baskı ve zulum barbarlığı düşmanlarla çalışan Kürtler eliyle biz Kürt’lere karşı uygulanıyor. İnsanlarımızı olumsuzluklara sürükleyip kirleten temel neden de budur.

    Bağımsızlık referandumu, sadece Kürdistan’ın Güney parçası için değil; Kürdistan’ın bütün parçaları için bir irade belirleme sorundur. Bu sorun, kişiler, partiler sorunu değildir ve petrol parası için de yapılmıyor! Kuzey Kürdistan halkı Türkleşme değil, kendi doğal haklarını istiyor. Kürdistan genelinde süren bu sürece karşı konulamaz. Güney ve Rojava da bağımsızlığa doğru giden süreç daha da hızlanırken, TC alanında kalan Kürtler buna kayıtsız kalamaz. Kürtler, milli bir şuurla Kürt kimliği etrafında birleşip, Referandum vesilesi ile tüm Kürdistan’da bağımsızlık iradesini güçlü bir şekilde ortaya çıkarmalıdır.
    Rojava ve TC alanında kalan Kuzey Kürt vilayetlerin de de referandum sandıkları açılmalı, Kürtler demokratik haklarını kullanmaya çağrılmalıdır… Dıyarbakır’dan Dersim, Van’dan Hakkari’ye kadar her alanda seçim sandıklar kurulursa, bu Referandum, dünya tarihine büyük bir zafer olarak geçecektir.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*


one + 11 =